SON DAKİKA HABER     

( ŞİİR )

İKİ ŞEYTAN TÜREDİ:

Babacığım, sana şikâyetim var
Sen ölünce iki şeytan Türedi
İkisin de çağır ifadesin al
Sülalede iki şeytan Türedi

Söyle şunlara’ da yanına gelsin
Mirasçıyı çok rahatsız etmesin
Anama’da duyur oda öğrensin
Bizim kökte iki şeytan türedi

Biri takım taşın söker kaldırır
Birisi kavgacı hemen saldırır
İnsanın Başına Bela Aldırır
Bizim kökte iki şeytan Türedi

Çekim karıştırmak, bunların işi
Bir ayak kazanmak hayali, düşü
Dünyaya tapmışlar bu iki kişi
Bizim kökte iki şeytan Türedi

Yetimlerin Tarlasını Ektiler
İkisi bir olup takım söktüler
Ordan alıp başka yere diktiler
Bizim kökte takımcılar Türedi

Cumartesi gelir bahçe sulatmaz
Bu şeytanlar beni rahat bırakmaz
Bu davaya Muhtar aza bakamaz
Bizim kökte iki şeytan Türedi

Biri yalan söyler biri destekler
Çekim kapanır mı ulan sinek’ler
Yakışır mı? Size koca İnek’ler
Bizim kökte iki şeytan Türedi

Biri gitti mahkemeyle uğraştı
Çirkef’leri geldi bana bulaştı
Bunları görünce şeytanda kaçtı
Kökümüzde iki şeytan Türedi

Gece gündüz, açığımı ararlar
Bana sinsi- sinsi plan kurarlar
Sahtesi değildir gerçek şeytanlar
Bizim kökte iki şeytan türedi

Birisi çok şeytan, bulatır suyu
Şükür biri kayıp etti duyguyu
Bana rahat uyutmazlar uykuyu
Bizim kökte iki şeytan Türedi

Şeytanlıkta bir birinden üstündür
Bacı Kardeş, senelerce küskündür
Bilenler biliyor sormayın kimdir?
Bizim kökte iki şeytan Türedi

Bilemeyiz ne söyleyip ne yapsak
Bu dünya yalandır hey iki ahmak
Gözlerin doyursun bir avuç toprak
Bizim kökte iki şeytan Türedi

Şikâyetlerimi bildirdim sana
Bu şeytanlar beni getirdi cana
Mirasını Zehir Ettiler Bana
Bizim kökte iki şeytan Türedi

Âşık Ali’m durmaz şiir’ler yazar
Bu beyler şeytanın ezberin bozar
Bunlar orda burda kuyumu kazar
Bizim kökte iki şeytan Türedi

Âşık Ali Ataş

28 Ekim 2015 Çarşamba

Ölüm Ve Mezarlık

Eskiden Cerit Mezarlığı çok bakımsızdı. İçerisinde hayvanlar otlatılırdı. Şimdiki gibi özel yapılmış, yazılmış mermer taşları yoktu. Ancak sayılacak kadar az isim ve tarih yazılı taşlara rastlanırdı. Köy halkının çok eskiden sırtlarıyla kayalıktan getirdikleri tandır taşlarıyla mezarlığı süslemişlerdi. Vatandaş bir yakınının mezarına bir çift taş yaptıramayacak kadar yoksuldu. Yazılı taş yerine mezarın başına bir taş veya kuru bir sırık diker giderlerdi.
Mezarlıkta en az her biri yüz elli yıllık beş tane büyük ceviz ağaçları vardı. Çeşitli renklerde güller, susam gibi bitkiler yeşerirdi. 1971 /1972 yıllarında köy muhtarı merhum Ali Onaran’ın öncülüğünde hayırsever vatandaşların da katkılarıyla traktörlerle taş getirerek etrafına elli santim yükseklikte duvar örüldü. Mezarlıktan geçen yol dışarı alındı. Böylece mezarlık korunmuş oldu. Eski belediye başkanlarından Sayın: A.Nazım Engizek duvarları birazda olsa beton yaparak yeniledi.
Ana yolun altına gelen bölüme demirli beton duvar yaptırdı. Tandır taşları az da olsa mezarlıktan temizlendi.
2004 yılında belediye başkanlığını kazanan Sayın: K.Mehmet Yıldızlı mezarlığın yarım kalan duvarlarını tamamladı. Mezarlığın muhtelif yerlerine sular çekilerek, musluklar takıldı. Mezarlıktaki su yatağı ıslah edilerek yol haline getirildi. 
            Mezarlığa öç parça halinde yol yaptırarak parke taşları döşetti Tek kelimeyle mezarlık pislikten temizlendi. Ancak vatandaşlar tarafından mezarlığa dikilen ağaçlar düzensiz dikildi. Sayın Belediye başkanı ağaç işinde duyarsız kaldı. Zamanla mezarlık büyük bir ormanlık haline gelecek. Vatandaş cenazesini gömecek yer bulamayacak. 2017 yılında belediye başkanı Sayın Üzeyir Kızılseki tarafında mezarlığın etrafı piriketlerle çevrilerek üzerine korkuluk demirleri dikildi ve böylece mezarlık tam koruma altına alınmış oldu. Eskiden köy halkı mezarlıktan çok korkardı. Gün battıktan sonra köylü mezarlığın yüz metre yakınına gelemezdi. Kazıklı’ya giden yol mezarlığın içerisinden
             geçerdi. Ancak köyde bir bayan, bir erkek, iki deli vardı. Bu deliler kızdırılmadığı müddetçe kimseye zararları olmazdı. İki deli gündüzleri sokaklarda gezer geceleri mezarlıkta yatarlardı. Bayan, genelde yolun üzerindeki ceviz ağacının kovuğunda yatardı. Ağabeyli karakolundan vazife icabı Cerit’e gelen iki askerin gece ayak seslerini duyan deli homurdanır. Askerler; “Aha ölüler kalktı!” deyip düşe kalka koşarak mezarlıktan çıkarlar.
           Nefes nefese muhtarlığa varırlar. Muhtarın kapısını çalarlar. Muhtara mezarlıkta ölülerin kalktığını ve korktuklarını söylerler. O tarihlerde muhtarın Salman Engizek olduğu, askerlere, “Oğlum siz ne dersiniz.
         Ölüler kalkar mı? Onlar köyün delilerindendir.” Dese de askerler inanmazlar. İki asker o gece muhtarın evinde yatarlar. Sabahleyin mezarlığın beş yüz metre uzağından geçerek karakola dönerler. Ve karakola vardıklarında bir müddet sonra askerin birinin korkudan öldüğü söylenir. Bu olayı muhtar herkese anlatırdı.
--------------------------------------------
          HER CANLI ÖLECEK
Ölüm kimilerine göre yeni bir hayatın başlangıcı, kimilerine göre yaşanan hayatın sonu demektir. Müslüman bir millet olarak doğup büyüdüğümüze ne kadar inanıyorsak öleceğimize de inanmalıyız. Canım diyerek bağrımıza bastığımız, saçlarını okşadığımız, yüzlerine bakınca huzur bulduğumuz sevgili annemiz, babamız, eşimiz ve evladımız, arkadaşımız tanıdığımız veya bir komşumuz öldüğünde ağlarız, feryat ederiz.
Onlara karşı yaptığımız hatalarımız varsa aklımıza gelir. Her şeyi önceden hesap edip iyi düşünmek gerektir. Aradan geçen zaman içinde ölenleri unutuyoruz. Bu dünyanın telaşı sıkıntısı insanları o kadar meşgul ediyor ki hayat herkesin istediği gibi devam etmiyor. İnsanı alıp başka yerlere götürüyor. Allah’ın verdiği ömür bitecektir. Birlikte yaşadığımız annemizden, babamızdan, evlatlarımızdan, yârimizden, dostlarımızdan, ayrılıp gideceğiz. Allah herkese hayırlı ömür hayırlı ölüm ve hayırlı iman nasip eylesin.
Dünyaya gelen her canlı ölümü tadacaktır. Bir bebek her şeyden habersiz dünyaya gelir. Anne ve babanın çabalarıyla büyütülür. Kimi hayatını doyasıya yaşar kimi yaşayamaz. Zaman gelir bir genç kız veya genç bir delikanlı olarak hayata adım atarlar. Gün gelir evlenir yuva kurar, çoluk çocuğa karışır. Çocuklar büyürler bir kuş misali tek tek yuvadan uçarlar. Bir dünya telaşıdır alır başını gider. Çalışır mal, mülk, servet sahibi, makam sahibi olur. Hiç ölmeyecekmişiz gibi çalışır. Gün olur serveti üçe beşe katlar. Gün olur tüm servetini kaybeder.
Ancak ölümde torpil yoktur. İster ağa, ister bey, ister paşa olsun Allah’ın verdiği ömür bitecek. Her canlıya verilen nefes
sayılıdır. Ölüm sırası geldiğinde ya trafik kazası, ya bir hastalık, ya ani bir kalp kriziyle ölür gideriz. Mezarlık
Gizlenmiş bir şehirdir. Mezarlığa gitmelisin. O mekâna kahveye girer gibi de girilmez orada yatan iman ehline bir selam vermelisin seni duyuyorlarcasına demelisin ki
          "Esselamün Aleyküm ya kabir ehli" deyip orada yatan canlara hediyeler sunmalısın. Orada bir iki dua okumalısın. Önce yüce peygamberimiz sallallahü aleyhi vesselemin ruhuna ayrıca iman ehli olanların ruhlarına bağışlayarak onları haberdar etmiş
         olursun. Mezarlıklarda dolaşmak kimimizi ürpertir. O mekânın sessizliği en duygusuz insanı bile duygulandırır. Mezar taşlarına yazılmış öyle güzel ifadeler var ki hepsi birer ibret levhasıdır. O yazıları okurken gözümüzün önüne, tanıdığımız yüzlerce simalar gelir. Taşlardaki yazılar bizlerin ibret alması için yazılmış yazılardır.
            İnsanoğluyuz dünyada yaşarken ölümün gerçekliğini pek kabul etmemekteyiz. Mezarda gezinirken bile, bile mezarın üzerine basmamalıyız. Orada yatanların canlı olmadıklarını bildiğimiz halde yine de temkinli yürümeliyiz. Her taşın dibine bir canın terk edildiğini aklımızdan çıkarmamalıyız. Hiç kimse dünyadaki işlerini tam bitirmiş olarak gitmiyor. Giden her insanın ne kadar yarım kalmış işleri vardı.
             Ama ecel geldiğinde Azrail işinizi bitirin canınızı alayım demez. Planladığımız işlerimiz bitmeden öleceğimizi iyi düşünmeliyiz. Nasıl ki işimiz icabı elimizde evraklarımızla bir devlet dairesine gittiğimizde o dairede görevli memurun evraklarda bir eksik bulur mu diye temkinli davranıyorsak ölüme de her zaman hazırlıklı olmalıyız. Dünyada yaşarken dini görevlerimizi tam yerine getirebilmek için çalışmalıyız.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder