Tahsil Durumum:
1956 yılında 10 yaşında okula başladım 15 yaşında okulu bitirdim.Benne ortaokulu, ne lise, nede üniversitesi okudu ilkokul mezunlarıyum. Elimden geldiğinizde üniversite okumuşum gibi hafızamda kayıtlı kelimeleri seçebiliyorsunuz. Yine de hata yazmıyorum kelime yazmıyorum ve nokta virgül imla hatalarım oluyor. Bu konuda siz değerli okuyucularımdan diliyorum…
Ben Âşık Ali Ataş:
Rahmetli anamın dediğine göre 17 Temmuz 1946 Tarihinde, Kahramanmaraş'ın Çağlayancerit köyünde ekin tarlasında ekin biçerken beni dünyaya getirmiş. Onun nedeni 08 Şubat 1948 doğumlu olarak kayıtlara geçmişşş. Adım Ali, adım Ataş. (Âşık) Mahlasımdır. Burcum (Aslan). Okuma yazması olmayan bir aileden üçüncü oldum. Babam, Pazarcık'lı bilgiler Cerit'e sonradan geldiklerini söylüyordu. Dedemin doğum tarihi, 01.07.1862 tarihinde vefat etmiştir. Babam Dabanlı aşiretinden Veli Ataş. Lakabına (Ateş) derlerdi. Anam Fadime. Kızıllı aşiretinden Kara Bekir'in torunudur Lakabına (Gıro'nun) kızı derlerdi. Babam Çiftçiydi ve taş duvar yapı ustası aynı zamanda marangozdu. Köyümüzde iyi bir duvar ve marangoz ustasıydı. Son yıllarda sanatını bırakıp bir süre arıcılıkla uğraştı. Çiftçiliğe devam etti…
Biz Orta Halli Bir Aile İdik:
Mezarlığın yakınında, odası olmayan, taş duvarlı üzeri mertekli çapkılı toprak örtülü duvarları çamurlu, iki katlı (45) metre kare bir evimiz vardı. Alt katta sığmalarımız, üst katta ana baba çocukları üzerinde baş horanta bir arada yaşadılar. Sobamız yoktu. Evin bir köşesinde ocak vardı. Kış kıvılcımları ocakta iri odunlar yakardık. Ateşin başına döner, ısınmaya çalışırdı. Evimizin üç kat yatağı vardı. Beş erkek kardeşin üç farklı uzunluktaki depolandığı kayıtlı ayakucundan yatağa girer, bir yatakta beşimiz yatmadık. Üç kız kardeşin ayrı bir yatağa yatırılmasıydı. Anne baba bir yatakta yatıyorlardı. Yün döşememiz yoktu. Çapıt minderlerde çapıt yorganlarda yattık. Tüm evlerde olduğu gibi bizim evimizde de su yoktu. Köyün gelini, kızı Keziban Hatun Camisi'nin pazardaki pınardan bakraçlarla evlerine su taşırlardı. Evimiz pınara çok uzaktı. Bizlerde yaz kış bakraçlarla su taşırdık. 1956/1967 yıllarında köye (4/5) metre kar yağardı.Pınara gidemediğimiz günlerde anam ocakta kar eriterek İçecek sularımızı ve sığırlarımızın İçecek sularını temin ederdi…
Çocukluğum:
Yoksulluklarla geçen çocukluk yıllarımı azda olsa olsa. Ben şimdiki çocuklar kadar süren bir çocuk değildim. bilgilerimin dağılımı. Tahtadan, kartondan, tenekeden oyuncakların kişisel bilgilerini oynatmak. Ancak babamın oyuncaklarıyla oynamasına izin vermiyordu, oyuncaklarımı kırardı. Köyde Elektrik Yoktu: Geceleri gazyağı lambası yakardık gazyağı bulunmayınca çam, çıra, lastik, kırıntıları yakarak (45) metrekare evimizi aydınlatırdık. Özel ayakkabımız yoktu. Komşu bölgedeki eski ayakkabılarını giyerdik. Ya da babasının sığır derisinden yaptığı ham çarığını giyerdik. Çorabın ne olduğunu bilmezdik. Buğday, arpa, nohut, ekmeğini bilmezdik. Somun adını hiç duymazdık. Kardeşlerimle birlikte gil damı ekmeği yiyerek büyüdük…
Yoksulluklarla geçen çocukluk yıllarımı azda olsa olsa. Ben şimdiki çocuklar kadar süren bir çocuk değildim. bilgilerimin dağılımı. Tahtadan, kartondan, tenekeden oyuncakların kişisel bilgilerini oynatmak. Ancak babamın oyuncaklarıyla oynamasına izin vermiyordu, oyuncaklarımı kırardı. Köyde Elektrik Yoktu: Geceleri gazyağı lambası yakardık gazyağı bulunmayınca çam, çıra, lastik, kırıntıları yakarak (45) metrekare evimizi aydınlatırdık. Özel ayakkabımız yoktu. Komşu bölgedeki eski ayakkabılarını giyerdik. Ya da babasının sığır derisinden yaptığı ham çarığını giyerdik. Çorabın ne olduğunu bilmezdik. Buğday, arpa, nohut, ekmeğini bilmezdik. Somun adını hiç duymazdık. Kardeşlerimle birlikte gil damı ekmeği yiyerek büyüdük…
İlkokul yıllarım:
Okul çağım geçiyordu. Babam beni okula gitmek zorunda değil. Benim defter kalemimin alacağı para yok diyordu. Ben ise okula devam etmek için gece gündüz ağlıyordum. Evden gizlice kimliğini alıp okula gittim. 10 yaşında okula yazıldım. Keziban Hatun Camisi'nin yanındaki Molla Yusuf'un taş duvarlı mertekli çapkılı çamur sıvalı evinin iki odasını birleştirip okula bağışlamış. Bu okulda orijinal ilginç merak edip görmek isteyen ( Ceritname ) kitabımda görülüyor. Ahmet abim bu okuldan mezun olmuş. Bu okuldan önce birkaç dönem mezun olmuş abimin dediğine göre 22 erkek 3 kız öğrenci olduğunu söylemişti. Bu okuldan mezun olmuş, günümüzde yaşayan 88 yaşında bir amcamız yaşamaktadır Okuldan mezun olanlardan sade bir şekilde kendinizin söylediğini söylüyor. O yıllarda köyümüzde elektrik yoktu. Babamın bana defter kalemi almıyordu. Bir ay okula kalemsiz deftersiz gittim. Cevizimiz çoktu. Anamdan ceviz alıp kitap kalem şeytan bakkala götürüp 1 kalem 1 defter 1 silgi satın aldım. Başka defterim tutulmadığı için günlük derslerimi bir gün sonra yeniden yazardım. O günkü defterler çok kalitesizdi. Silerken yırtılırdı. Gece gaz lambasının atmosferik ders çalışırdı. Babamın çok zaman bana kızardı derine gündüz çalış yarına yakacak gazyağı yok, lambayı yakma, derdi. Bazen lastik bazen çıra yakar yağışlarında ders çalışırdım. Her gün okula giderken bir parça odun koparılabilir odunları sobada yakarak ısıtılırdık. Okulumuz tek sınıf 1.2.3.4.5 sınıflar beraber okuduk. 1956 yılının Şubat tatilinde köylülerin istiklal mahallesine yaptırdığı tek katlı 2 derslikli okula taşındık. Okulda 85 erkek öğrenciydik. Aramızda 3 kız öğrenci vardı. O tarihlerde kız çocukları okula gönderilmezdi. Çünkü köyde ileriyi ve geleceği göremeyen Örümcek kafalı insanlar çoktu. O günlerde sokaklar kar yığınıydı. Sokaklar yollar kapalı, kısıtlı durumdayken. Okullara tatil verilmedi. Şimdilerde santim kar yağsa okullar tatil ediliyor. Öğleden okuldan eve gelmem. Yemeğim, çantamda bulunursa iki diş tarhana ve iki cevizdi.
Okulumuzda Su Yoktu:
Başta da birbirlerinim gibi köyün bir tek pınarı vardı. Tüm evlerde su yoktu, okulumuzda da su yoktu. Teneffüse başladığımızda su gittiğimizde okula yakın evlere gittiğimizde evlerde su olmadığı zaman okula altı yüz metre yardımki pınara yağmurda yağsa, Karda yağsa koşarak gider, su içer, nefes nefese okula dönerdik. Derste kaldığımız öğretmenimiz bizi cezalandırdı. Yarım saat sınıfın bir köşesinde tek ayaküstü dineltirdi. Ya da kışın soğuğunda göğsümüz açıldırır yirmi dakika kar üzerine yüzün koyu yatırır sırtımızı tepelerdi. Kimseye şikayet edemezdik… Dini Dersler Aldım: İlkokulun yanı sıra köyünün Fahri İmamı Hasan Basri Tükel hocadan dini dersler aldım. Hocamın sayesinde şimdi namaz kıldığım camilerde müezzinin Olmadığı yerde müezzinlik imamın olmadığı yerde imamlık tuttuğu namaz kıldırdığım çok olmuştur…
Başta da birbirlerinim gibi köyün bir tek pınarı vardı. Tüm evlerde su yoktu, okulumuzda da su yoktu. Teneffüse başladığımızda su gittiğimizde okula yakın evlere gittiğimizde evlerde su olmadığı zaman okula altı yüz metre yardımki pınara yağmurda yağsa, Karda yağsa koşarak gider, su içer, nefes nefese okula dönerdik. Derste kaldığımız öğretmenimiz bizi cezalandırdı. Yarım saat sınıfın bir köşesinde tek ayaküstü dineltirdi. Ya da kışın soğuğunda göğsümüz açıldırır yirmi dakika kar üzerine yüzün koyu yatırır sırtımızı tepelerdi. Kimseye şikayet edemezdik… Dini Dersler Aldım: İlkokulun yanı sıra köyünün Fahri İmamı Hasan Basri Tükel hocadan dini dersler aldım. Hocamın sayesinde şimdi namaz kıldığım camilerde müezzinin Olmadığı yerde müezzinlik imamın olmadığı yerde imamlık tuttuğu namaz kıldırdığım çok olmuştur…
İlham Kaynağım: 1983/1984 yıllarında şair Abdurrahim Karakoç ile tanıştım. O günlerde Hasan'a Mektuplar” isimli bir şiir kitabı elime geçti, onu okudum . Bir yudum demli çayın bir hafta kendime gelemedim. Hayal gücüm çok fazlaydı söyleyebildim ve romanda yazabilirdim. Ama şiir yazmayı tercih ettim. Yazdığım şiirlerde yaşadığım sıkıntıları diledim . Duygularımı şiirlerle yazılarımla yapılıyorum. Gençlikte yazdığım şiirleri 1967 yılında bir Elbistan yolculuğumda kaybettim. 65 yaşımdan sonra daha güzel daha anlamlı şiirler yazmaya başladım…
Keven'in Uyurdum'da:
Keven; Dikenli bir bitkidir. Dağlardan topraktan sökülür dikenlerini üterek hayvanlar için yenilenir hale getirilir. O zamanlar köylü normalde hayvancılıkla uğraşır geçimini malcılıkla sağlardı. Köylü sığırına davarına Keven yedirirdi. Kışın Yumuşak olması için yağmur alacak şekilde süyüklerin çerçevesi veya ağaçlarının başına yığarlardı. Bizim evin bir önünde dut ağacımız vardı. Babam keveni dut ağacına yığardı. Geceleri ailelerle oyun oynardık. Eve geçtiğimde babamın kapısını açmazdı. Dut'a çıkar, kevenin orta yerinden kendime yer açar üzerimi kefenlerle örter orada uyurdum.
Mevsimlerden sonbahar babası bir gün sabah namazını kıldıktan sonra Keven almak için dut'a çıkmış, aşağı keven atarken üstüne çıktım. Uyku ile ilgili ücretler arasında bir “Ali” sesi duyulur. Gözümün içindeki ki babam. “Ne yatıyorsun burada” dedi. Ne yapayım? Kapıyı açmıyorsun, burada yatıyorum, dedim. O gün üzerime yağmur yağmıştı. Beni indir aşağıdi, eve çıkardı, ananın elbisesini değiştir, dedi. Elbise olarak uzun etekli fistanım vardı. Anam şaşırdı. Neredeydin üstünü nerede ısladın, dedi? Kevenin içinde uyuyordum. Üzerime yağmur yağmış dedim. Anam babama kızdı. Sen kapıyı açmazsan çocuk nereye gider? Bu çocuk hastalanırsa sana sorarım dedi. Babamın bir daha kilitlemedi. Çocukluğumda bunların da başarıları…
Mevsimlerden sonbahar babası bir gün sabah namazını kıldıktan sonra Keven almak için dut'a çıkmış, aşağı keven atarken üstüne çıktım. Uyku ile ilgili ücretler arasında bir “Ali” sesi duyulur. Gözümün içindeki ki babam. “Ne yatıyorsun burada” dedi. Ne yapayım? Kapıyı açmıyorsun, burada yatıyorum, dedim. O gün üzerime yağmur yağmıştı. Beni indir aşağıdi, eve çıkardı, ananın elbisesini değiştir, dedi. Elbise olarak uzun etekli fistanım vardı. Anam şaşırdı. Neredeydin üstünü nerede ısladın, dedi? Kevenin içinde uyuyordum. Üzerime yağmur yağmış dedim. Anam babama kızdı. Sen kapıyı açmazsan çocuk nereye gider? Bu çocuk hastalanırsa sana sorarım dedi. Babamın bir daha kilitlemedi. Çocukluğumda bunların da başarıları…
Kitap Ve Gazete, Okumayı Severdim:
Ama okuyacak ne gazete ne kitap belirtildidim. O günün Muhtarı Salman Engizek'in sebze bahçesini sulardım. Ağabeyli karakolundan köye gelen askerler Karagöz isimli gazeteler gelirlerdi. Muhtar okuduğu gazeteleri atmaz, bana verirdi. Gece gündüz o gazeteleri okurdum. Okulda her iş gelirdi. Kırılan sıraları oturakları tamir eder kırılan camları takardım. Öğretmenim ve arkadaşlarım bana usta derlerdi. Öğretmenim Ali Asker beni çok severdi. O zaman okulumuzda su yoktu büyük pınardan karda olsa kışta olsa öğretmenimin evinin suyunu taşırdım odunun kırar evin bir köşesine istif ederdim. 1960 yılında kendisinden ilkokul diplomamı aldım. Baban gönderirse seni okuyacağım derdi. Fakat babamın gönderilmesidi. Öğretmenim 45 yıl sonra eşi ile beraber Cerit'e ziyaretime geldiler. Eski kimliklerini sordular, büyüklüklerinin hepsi de rahmetli oldu, dedim. Ancak tanıdığınız ailelerden bir parça sağ dedim onu da gidip ziyaret ettiler. Öğretmenim 14 Mart 2020 tarihinde vefat etti. Ailesi 23 Ekim 2023 tarihinde vefat etti. İkisine de yüce hahamlarımızdan rahmetli tüm aile baş sağlığı ve sabırlar diliyorum…
Köyümüze Kitap Satanlar Gelirdi:
1957-1958 yıllarında köye katırlarıyla kitap şeytan insanlar gelirdi. Köprübaşındaki Karaveli Ali'ye ait ahşap evin çardağında kitap sergisi sunuyorlardı. Ancak kitapların kapak yazılarını okurdum. Orada bulunan yaşlı bir amca meraklılarının bildiği bir şeydi. “Ali bana baba de, Sana istenen kitapları alırım dedi.” öyle sevindim ki hiç kayıt yapmadan baba dedim. Bana gerekli dört tane şiir ve hikaye kitabı. Aldı sevincimden uçuyordum koşarak eve geldim. Babam evde Kur-an okuyormuş “Nerden aldın mı kitap?” dedi. Yalan söyleyemezdim filan amcaya baba dedim, o aldı deyince babam sinirlendi. Sayfasını bile açtığım kitapların bilgilerini aldı, yırttı, ateşe atıp yaktı. Senin baban iki tanemi deyip beni iyi bir dövdü. Hacı günümde bazı kitapların olduğu listelenmiştir. Ağlayarak dayıma gittim . Dayımdan emanet olan birkaç kitap aldım. Dayı beraberken babam şimdi senin
Kitapları da yakar dedim. Dayım o nasıl oluyor dedi. Dayım ile birlikte eve geldik. Babamın yine de ölümleri devam ediyor. Bu defa kime baba dedin? Deyince dayım enişte “Kitaplar benim, verdim. Okusun sonra alırım kitaplarımı yakma dedi.” Bir hafta içinde günümden devam ediyorum 5 tane şiir ve hikaye kitaplarını gece gündüz demeden sona erdim…
Kitapları da yakar dedim. Dayım o nasıl oluyor dedi. Dayım ile birlikte eve geldik. Babamın yine de ölümleri devam ediyor. Bu defa kime baba dedin? Deyince dayım enişte “Kitaplar benim, verdim. Okusun sonra alırım kitaplarımı yakma dedi.” Bir hafta içinde günümden devam ediyorum 5 tane şiir ve hikaye kitaplarını gece gündüz demeden sona erdim…
Saz Çalma Merakım:
Durup dururken beni saz çalma merakı sardı ama sazım yoktu. Beş kiloluk bir yağ kutusu satın aldığım yağı dereye döküp kutuya kendime bir saz yaptım. Kısa zamanda teneke sazımla saz çalmayı öğrendim. Daha sonra harçlıklarımı biriktirip kendim bir saz satın aldım. Nota bilmem ama her türlü makamı rahatlıkla çalabilirim. Köyde düğünlere giderdim sabahlara kadar çalıp söylediğim günler oldu. Saz çaldığımı söyleyen köyün Bazı örümcek kafalı insanlar babaya saz çalmanın günahıydı, öldüğümde cehennemde yanacağımı geliştiriyorlar. Babam bu insanların sözlerine inanarak cehennemde yanmamam için saz çalmama izin verir. Bir dönem sazı komşularda sakladım. Bir gün komşumdan sazımı alıp eve geldim. Saz çalıyordum Aniden babam geldi. Ben sana saz çalmadım mi deyip sazı çaldım, baba cehennemde. Ben yanacağım sen değil sazımı kırma dedimse de dinlemedi sazımı yazar vurup kırdı. Sazımın kırılmasına dayanamadım. Alttaki şiiri yazıp babasına not etmiyor. ---===--- Baskıyı artırdın şu benden yana, Babacığım beni kaldırdın cana, Biricik sazımı çok gördün bana, Duvara vurarak kırıldın baba. ---===--- Sazımın kırılmasına dayanamadım. O gece evimden ve köyümden kaçtım. O tarihlerde köyün yolu ve arabası yoktu. Peşimden gelen korkuyla yola gitmedim Tepeden tepeye giderek, bazılarının kısığın o azgın ve soğuk sularını 0n altı saat aç susuz, yaya yolları köye Otuz kilometre uzakta olan asfalta sahiptim. Gece bir yük kamyonuna binerek Kahramanmaraş'a gittim. Kimseyi tanımıyordum. Yatacak yerim de yoktu. Birilerine sordum. Bana bir yer tarifesi yaptılar, gittiler. Tarif edilen yer, hanmış. O gece handa yattığımda sabah kalkarken hancıya yeni geldiğimi söyledim param yok dedim derdimi anlattım. Bana bir haftalığına bir kaç kuruş verdi. İlk alışverişim bir ekmek bir domates alıp karnımı doyurdum. Bu handa günlüğümde kuruşa bir yıl kaldım. İşsizdim inşaat işçiliği yaptım: İnşaatlarda çalıştım. Hamallık, ayakkabı boyacılığı, seyyar satıcılık yaptım.
Günlük gazete ve dergiler saldım. Bir fotoğraf makinesiyle fotoğrafçılık yaptım. İlk işim hancıya olan borcumu ödedim. Şiir yazmaya devam ediyorum. Yazdığım şiirlerimi matbaalarda çoğaltarak çarşıda, pazarda, Mahallelerde satmaya başladım. Biriktirdiğim üç beş kuruş ile kendime bir saz aldım. Şiirlerimi satarken çok zaman sazım orada olacaklardı. Bulunduğu yerden ısıtıcı çalardım diyordum. insanların çevrelerini sarmalayan türküler söylerdim. Bu da insanların hoşlarına giderdi...
Günlük gazete ve dergiler saldım. Bir fotoğraf makinesiyle fotoğrafçılık yaptım. İlk işim hancıya olan borcumu ödedim. Şiir yazmaya devam ediyorum. Yazdığım şiirlerimi matbaalarda çoğaltarak çarşıda, pazarda, Mahallelerde satmaya başladım. Biriktirdiğim üç beş kuruş ile kendime bir saz aldım. Şiirlerimi satarken çok zaman sazım orada olacaklardı. Bulunduğu yerden ısıtıcı çalardım diyordum. insanların çevrelerini sarmalayan türküler söylerdim. Bu da insanların hoşlarına giderdi...
Bakınız Kiminle Atıştım:
Birçok şair ve âşıklarla karşılaşıp tanıştım. Şairlerle karşılıklı irticalen atışlar yaptım. 1967 yılıydı Maraş'ta çarşı başında şiir satıyordum. Başı poşulu, sırt abalı, ayağı şalvarlı ham çarıklı, kıl çoraplı, boyunda bir Kasetçalar iri yarı bir insan gördüm. Yanına sokuldum. Yazının bu sıcağında neden bu kıyafetle gezdiğini kim olduğunu irticalen şiirlerle sormaya başladığımda çevredeki insanlar başımıza toplandı. ---===--- Kıl çorapları kıl şalvar çarık ayakta, Neden böyle giyersiniz sıcakta? Birde teybiniz var kucakta durur, Sorduğum parçayı cevap ver emmi. ---===--- İrticalen aynı anda bana cevap uygulamaları başladı. Ben ona, o bana iyi şekilde devam ettik. Ve bana şiirinden bir kıtası şöyle diyordu. ---===--- Dikkat eyle bak yazdıkça yazdınız, Çok ileri gidip fazla azdınız Kıyafetle aklınızı bozdunuz, Bunları kafana takma yeğenim. ---===--- Şiirinin son kıtasında Abdulvaha Kocaman olduğu öğrenildi. Şaşırdım, özür dileyip elini öptüm. Sırtımı sıvazladı. Nereli kaldı diye sordu Cerit'im dedim. Önceleri de benim sorumluluğumdaydı. Abdulvaha Kocaman'ı tanımazdım. Böylece tanışmış olduk. Meğerse kendisi de teybe okunan şiir kasetlerini satıyormuş. Uyumluluklarımızı bir kasete kaydetmiş. Kasette kendi sesi olan ve uyumluluklarımızı kaydettiği o kasetiyle birlikte bana 2 kasetini hediye etti. Bu büyük şairleri asla unutamam.14 Ağustos 2005 tarihinde vefat etti. Allah'tan rahmet ve tüm yedilerine sabır ve başlama sağlığı diliyorum. Atışmamızın devamını 5.inci şiir kitabım (Düşünüyorum)'un (61)'incisinde kayıtlıdır...
Bir Çok İl Ve İlçe Gezdim:
Halkım beni Âşık Ali olarak tanıdı. Sayfanın başında da gördüğüm gibi Âşıklık mahlasını bana bu halk verdi. Macerayı ve övünmeyi sevmem. Olduğum gibi görünmeye, göründüğüm gibi olmaya çalışacağım. Velhasıl gurbetin kahrını çok çektim. Anam, şehre gelip gidenlerle evine dönsün diye Ara sıra haberler salıyordu. Annemi kıramazdım. geçmişte babama olan dargınlıklarımı, Kırgınlıklarımı bir kenara bırakıp köyüme döndüm. Askere Gittim: 27.11.1968 Yılında askere gitti acemi birliğim Sivas Temel tepe. Tokat ihtisas taburunda ihtisasımı tamamladım.
Asker Arkadaşlarım:
Sivas'ta Yılmaz Güney ile tanıştım. Üniversite okumak için askere geçtiğini söylemişti.1984 yılında Fransa'da vefat etti. Allah rahmet eylesin. Ailesinin ve sevenlerinin başı sağ olsun. İki ay sonra Tokat'a tayin edildim. Tokat'ta Muhlis Akarsu ile tanıştım. Akarsu ile memur gazinosunda bir kaç defa sahne satın alındı. İki ay sonra usta birliğine devam etmek üzere kursa çekildik. Muhlis Akarsu, Erzurum Hasankale'ye ben Antep topçu taburuna gidiyordum. Komutan yerlerimizi değiştirdik. Ben Erzurum Hasankale'ye, Muhlis Akarsu ise Gaziantep topçu taburuna gitti. Ustam birliği Erzurum Hasankale oldu. Erzurum Hasankale'de iken Köye mektup yazmasını istedim. PTT ile gönderildiler Komutanlarım saz çalmama yapıyorlardı. Cumartesi Pazar günleri alay'ın anons cihazından çalan söylerdim. Daha sonra alayımız olduğu gibi Sarıkamış'a gittik. 24 ay askerlik yaptım. Asker ocağında şiir yazmaya devam ettiniz. Yazdığım şiirlerimin bulunduğu il ve ilçenin mahalli gazetelerinde ve birçok dergide yayımlandı. O günkü gazete ve dergileri hala saklarım. Muhlis Akarsu 1993 yılında eşiyle birlikte Sivas Madımak portföyünde 37 kişi ile ailesiyle beraberlik yanarak hediye edildi. Muhlis Akarsu ve eşinin yanı sıra otelde yanan tüm şairler ve ozanlara rahmet etmek ailelerinin ve yedilerinin başı sağ olsun. Erzurum Hasankale'de iken Köye mektup yazmasını istedim. PTT ile gönderdiler. Komutanlarm saz çalmama sağlarlardı. Cumartesi Pazar günleri alay'ın anons cihazından çalan söylerdim. Daha sonra alayımız olduğu gibi Sarıkamış'a gittik. 24 ay askerlik yaptım. Asker ocağında şiir yazmaya devam ettiniz. Yazdığım şiirlerimin bulunduğu il ve ilçenin mahalli gazetelerinde ve birçok dergide yayımlandı. O günkü gazete ve dergileri hala saklarım. Çay Ocağı Çalıştırdım: Köyde elektrik yoktu. Bir dinamo, bir su motoru alıp bir Demircinin yanında bir jeneratör yaptım. Televizyonu bir süre evde seyrettik. Sonra bir iş yerini kiralayarak 1977-1978 yıllarında iki yıl çay ocağını çalıştırdım. Çay ocağını kapattığımda veresiye defterinin açılmasından sobaya vurup yaktım.
Sivas'ta Yılmaz Güney ile tanıştım. Üniversite okumak için askere geçtiğini söylemişti.1984 yılında Fransa'da vefat etti. Allah rahmet eylesin. Ailesinin ve sevenlerinin başı sağ olsun. İki ay sonra Tokat'a tayin edildim. Tokat'ta Muhlis Akarsu ile tanıştım. Akarsu ile memur gazinosunda bir kaç defa sahne satın alındı. İki ay sonra usta birliğine devam etmek üzere kursa çekildik. Muhlis Akarsu, Erzurum Hasankale'ye ben Antep topçu taburuna gidiyordum. Komutan yerlerimizi değiştirdik. Ben Erzurum Hasankale'ye, Muhlis Akarsu ise Gaziantep topçu taburuna gitti. Ustam birliği Erzurum Hasankale oldu. Erzurum Hasankale'de iken Köye mektup yazmasını istedim. PTT ile gönderildiler Komutanlarım saz çalmama yapıyorlardı. Cumartesi Pazar günleri alay'ın anons cihazından çalan söylerdim. Daha sonra alayımız olduğu gibi Sarıkamış'a gittik. 24 ay askerlik yaptım. Asker ocağında şiir yazmaya devam ettiniz. Yazdığım şiirlerimin bulunduğu il ve ilçenin mahalli gazetelerinde ve birçok dergide yayımlandı. O günkü gazete ve dergileri hala saklarım. Muhlis Akarsu 1993 yılında eşiyle birlikte Sivas Madımak portföyünde 37 kişi ile ailesiyle beraberlik yanarak hediye edildi. Muhlis Akarsu ve eşinin yanı sıra otelde yanan tüm şairler ve ozanlara rahmet etmek ailelerinin ve yedilerinin başı sağ olsun. Erzurum Hasankale'de iken Köye mektup yazmasını istedim. PTT ile gönderdiler. Komutanlarm saz çalmama sağlarlardı. Cumartesi Pazar günleri alay'ın anons cihazından çalan söylerdim. Daha sonra alayımız olduğu gibi Sarıkamış'a gittik. 24 ay askerlik yaptım. Asker ocağında şiir yazmaya devam ettiniz. Yazdığım şiirlerimin bulunduğu il ve ilçenin mahalli gazetelerinde ve birçok dergide yayımlandı. O günkü gazete ve dergileri hala saklarım. Çay Ocağı Çalıştırdım: Köyde elektrik yoktu. Bir dinamo, bir su motoru alıp bir Demircinin yanında bir jeneratör yaptım. Televizyonu bir süre evde seyrettik. Sonra bir iş yerini kiralayarak 1977-1978 yıllarında iki yıl çay ocağını çalıştırdım. Çay ocağını kapattığımda veresiye defterinin açılmasından sobaya vurup yaktım.
Radyo Tamirciliği yapmayı düşünüyorum:?
Köyüme döndüğümde işsizdim. Yapacak bir iletişim yoktu. Birkaç yıl Çukurova tarlalarında çapa vurdum, pamuk topladım. Bazı elektronik kitapları satın alarak okuyarak radyo tamirciliğine başladım. Usta yanında çalışmadan elektronik dergi ve kitapları okuyarak radyo tamirciliğini En kısa zamanda kendi kendine A' dan Z' ye öğrendin. Aldığım bir bol miktarda radyo yelpazesini bir araya getirerek dış kabini dahilinde yeni radyolar uyguladım. O tarihlerde ilçede elektrik yoktu. Gazocağında demir ısıtarak radyonun lehimlemelerini yaptı.. 1984 yılında köye elektrik geldi yine Elektronik kitap ve dergiler okuyarak televizyon tamirciliğini de öğrendi.
Radyo Vericisi Yaptım:
Tamirciliğim sırasında bazı şemalardan yararlanarak şemaları geliştirerek 30 kilometreye kadar kısa dalgadan yayın yapabilen radyo vericisi yaptım. O tarihlerde adliye Ceritte idi. Savcı ve hâkimlerin ısrarı üzerine yayına devam etmeniz tavsiye edildi. Bu ile çalıp verici diyordum türkülerimi Cerit halkına ve çevreye köylere dinlettim. (2000) Yılında bir müzevirin şikayeti üzerine mahkemeye verildi. Korsan yayınlanma süresi için İki yıl yargılandım. Hem para hem hapis cezası aldım. Herhangi bir sicilim olmadığı için beş yıl suçun işlenmesi şartlarıyla davam ertelendi. Tamirciliğin yanı Bir dönem fotoğrafçılık elektrik tesisatçılığı, sıra su tesisatçılığı yaparak geçimimi sağladım. Yaşadığım hayatı, Üzüntülerimi, sevincimi, pişmanlıklarımı, ibretlik olayları tüm olaylarla anlatsam sayfalar yetersizliği. Birçok insanın hayatı acı tatlı yaşanmış gerçeklerle doludur. Yaşananların bir kısmı anlatılabilir ve ders alınabilecek türlerden olduğu gibi bazı olaylar yaşanırken sır olarak kalır. Bir yakınıyla dahi paylaşamaz. O insanın kendisiyle birlikte mezara gider. Ben de o kişiyim. Onun için insan için yaşanmış üzüntünün, sevincin, başarının ve başarısızlığın hayatın birer parçası haline getirilmesiyle çalıştım. Hayatta kalmanın ümitsizliğin kesilmesi, insanlar arasında akrabalıkların komşulukların, dostlukların, arkadaşların bitmemesini daimleştirilmesini isterim. Çektiğim cefa ve ailelere rağmen bugün her şeyimi rahmetli babama borçluyum. Allah rahmet eylesin. Eğer babamın sazımı kırmasaydı belki köyümden ayrılıp gurbete gitmezdim. Hayatın zorluklarını,çilelerini yaşamasını bilemezdim. Belki de şiir dahi yazamazdım. Çocukluğumda babamdan gelen ağır baskılar bugün dahi rüyalarıma giriyor. “Maalesef babasına olan evlatlık borcumu ödememişmi, geçmişteki hatalarımı ancak kendimde baba olduğumda ayırmıştım.” Her çocuğum gibi o yaşlarda kendi egosunu öne çıkarır. Ama gelince Babanın ve annenin kıymetini anlar amma işinden çıkmış olur…
Tamirciliğim sırasında bazı şemalardan yararlanarak şemaları geliştirerek 30 kilometreye kadar kısa dalgadan yayın yapabilen radyo vericisi yaptım. O tarihlerde adliye Ceritte idi. Savcı ve hâkimlerin ısrarı üzerine yayına devam etmeniz tavsiye edildi. Bu ile çalıp verici diyordum türkülerimi Cerit halkına ve çevreye köylere dinlettim. (2000) Yılında bir müzevirin şikayeti üzerine mahkemeye verildi. Korsan yayınlanma süresi için İki yıl yargılandım. Hem para hem hapis cezası aldım. Herhangi bir sicilim olmadığı için beş yıl suçun işlenmesi şartlarıyla davam ertelendi. Tamirciliğin yanı Bir dönem fotoğrafçılık elektrik tesisatçılığı, sıra su tesisatçılığı yaparak geçimimi sağladım. Yaşadığım hayatı, Üzüntülerimi, sevincimi, pişmanlıklarımı, ibretlik olayları tüm olaylarla anlatsam sayfalar yetersizliği. Birçok insanın hayatı acı tatlı yaşanmış gerçeklerle doludur. Yaşananların bir kısmı anlatılabilir ve ders alınabilecek türlerden olduğu gibi bazı olaylar yaşanırken sır olarak kalır. Bir yakınıyla dahi paylaşamaz. O insanın kendisiyle birlikte mezara gider. Ben de o kişiyim. Onun için insan için yaşanmış üzüntünün, sevincin, başarının ve başarısızlığın hayatın birer parçası haline getirilmesiyle çalıştım. Hayatta kalmanın ümitsizliğin kesilmesi, insanlar arasında akrabalıkların komşulukların, dostlukların, arkadaşların bitmemesini daimleştirilmesini isterim. Çektiğim cefa ve ailelere rağmen bugün her şeyimi rahmetli babama borçluyum. Allah rahmet eylesin. Eğer babamın sazımı kırmasaydı belki köyümden ayrılıp gurbete gitmezdim. Hayatın zorluklarını,çilelerini yaşamasını bilemezdim. Belki de şiir dahi yazamazdım. Çocukluğumda babamdan gelen ağır baskılar bugün dahi rüyalarıma giriyor. “Maalesef babasına olan evlatlık borcumu ödememişmi, geçmişteki hatalarımı ancak kendimde baba olduğumda ayırmıştım.” Her çocuğum gibi o yaşlarda kendi egosunu öne çıkarır. Ama gelince Babanın ve annenin kıymetini anlar amma işinden çıkmış olur…
Köyümde Her Yenilikte Öncüydüm:
1990-2000 yılları arasında bir kamera alarak Düğünlerde bayramlarda kamera çekimleri yaptım. Köyüme Fotoğrafçılığı ilk ben getirdim. Motosikleti ilk ben getirdim. Televizyonu ben kaldırdım. Kamerayı ben yükselttim. Jeneratörü ben yaptım. Telesekreterli telefon ben yaptım. Radyosunu ben verici yaptım. Radyolu plakçaları ben yaptım. Teypli radyoyu ben yaptım. Ev ile dükkân arasında konuşulan cihazı ben yaptım, Commadore 64 bilgisayarın ilk ben çıkardım. İlk sazı tenekeden ben yaptım. 1983'lerde Cemal Çiçek öğretmenimizin teşvikiyle Köye gelmesinde Ben ve Ali Temizyürek Salman Mısır Ali Temizyürek ve Salman Mısır Rahmetli oldular. Hüseyin Kuş öndeydik. Radyo televizyon tamirciliğinde en öndeydim. Köyüme gelen yenilikte imzası olan biriyim. Evinden ve köyünden kaçan ilk genç ben idim…
Başima Gelenler:
1966/67 yıllarında nüfus bütçeleri defterlerindeydi. Soyadımın ATAŞ olması bana kaba olacaktır. İz bırakmadan (A) harfinin sildim. Yerine (E) harfinin karakteri. 22.11.1968 tarihinde Ali ATEŞ olarak askere gitti. Yirmi dört aylık askerlik yaptım. Askerden Gelince nüfus bütçemi değiştirdim soyadım yine ataş yazılmıştır. Müdüre böyle dedim burada ataş yazılı aynısını yazmaya çalışıyoruz dedi. Askerlikten sonra 37 yıl esnaflık yaptım emekliliğim vardı Bağ-Kur'dan askerlik mağazasından evrak istedi. Şubeye gittim. Görevli askere bütçemi verdim. “Ateş defterinde soyadınız, nüfus bütçesinin da ATAŞ’a yazıldığı.” diye asker bana evrakı yazdır. Askere kafa tuttum. Komutanlanmış bizi yanınıza ekleyin. Meseleyi anlattım. Soyadımı deftere yanlış yazan kişilere kızdı. “Komutanım askerleri kızma ben askere gitmeden önce (A)harfini sildim yerine (E) yi yazmıştım.” Deyince “Peki, bunun suç olduğunu bilmedin mi”? Dediğinde "Suç olduğunu bilsem yapmazdım. Yaptığımın suç olduğunu otuz yedi yıl sonra okur. Komutan" Nüfusa git aile nüfusu kayıt yaptırın. Evrakı verelim.” dedi. Tekrar Cerit nüfus müdürlüğünden aile kaydımı alıp mağazaya vardım. Gereksiz evrak alıp Bağ-Kur müdürlüğüne 2004 yılında 300 TL verdim. ile emekli oldum. Değerli okuyucular bu suçu ben bilmeden işledim. Siz yapmayın. Bir başka harf de sizin başınızı ağrıtabilir…
1966/67 yıllarında nüfus bütçeleri defterlerindeydi. Soyadımın ATAŞ olması bana kaba olacaktır. İz bırakmadan (A) harfinin sildim. Yerine (E) harfinin karakteri. 22.11.1968 tarihinde Ali ATEŞ olarak askere gitti. Yirmi dört aylık askerlik yaptım. Askerden Gelince nüfus bütçemi değiştirdim soyadım yine ataş yazılmıştır. Müdüre böyle dedim burada ataş yazılı aynısını yazmaya çalışıyoruz dedi. Askerlikten sonra 37 yıl esnaflık yaptım emekliliğim vardı Bağ-Kur'dan askerlik mağazasından evrak istedi. Şubeye gittim. Görevli askere bütçemi verdim. “Ateş defterinde soyadınız, nüfus bütçesinin da ATAŞ’a yazıldığı.” diye asker bana evrakı yazdır. Askere kafa tuttum. Komutanlanmış bizi yanınıza ekleyin. Meseleyi anlattım. Soyadımı deftere yanlış yazan kişilere kızdı. “Komutanım askerleri kızma ben askere gitmeden önce (A)harfini sildim yerine (E) yi yazmıştım.” Deyince “Peki, bunun suç olduğunu bilmedin mi”? Dediğinde "Suç olduğunu bilsem yapmazdım. Yaptığımın suç olduğunu otuz yedi yıl sonra okur. Komutan" Nüfusa git aile nüfusu kayıt yaptırın. Evrakı verelim.” dedi. Tekrar Cerit nüfus müdürlüğünden aile kaydımı alıp mağazaya vardım. Gereksiz evrak alıp Bağ-Kur müdürlüğüne 2004 yılında 300 TL verdim. ile emekli oldum. Değerli okuyucular bu suçu ben bilmeden işledim. Siz yapmayın. Bir başka harf de sizin başınızı ağrıtabilir…
Televizyonlara konuk oldum:
Emekli olduktan sonra 2007 yılında Kahramanmaraş (Aksu) TV'de, Adıyaman (Asu) TV'de birkaç defa canlı yayınlara katıldım. Şiirler okuduk, sohbetler yaptık. Yıllarca çalıp söylediğim özel albümüm yok 30 tane 60'lık ve 90'lık Ses kasetlerim var 1 adet 4 Cıgabayt ses sidi'miz var. 1990 yılında sazımı kaydederken asıp sazı sözü söylüyordu. Böylece Âşıklık Ozanlığı bitmiş oldu. Şiir ve makaleler yazmaya devam ediyorum. 2004 yılında bilgisayar ve internet ile tanıştım. Teknolojiden yararlanarak tüm şiirlerimi makalelerimi ses kayıtlarımı, videolarımı, internet ortamına aktardım…
Okuma Hevesi Yok:
Çağlayancerit'in gelmiş geçmiş geçmişini anlatan genel kültüre dayalı (Ceritname) diye bir kitap yazdı. 2.Baskısını hazırlıyorum. Başta benim gençlik yıllarım ve torunlarım hiç kimse kitaplarımın köklerine bakmazlar. Acaba babamız dedemiz bizim için bir şeyler yazdınız mı? Diye hiçbir şeyi merak edip bakmamışlar. Öldüğümde belki de mezarıma gelip bir Fatiha bile okumazlar. Beni unuturlar siz değerli okuyucularım bari beni hatırlayın olur mu? 21. Asrın Depremini Yaşadım: 06 Şubat 2023 tarihinde sabah saat 04.17'de 7,7 depremde büyük bir depremle sarsıldık. İkinci depremde aynı gün saat 13 24'te yaşandı. Depremler asrın felaketi olarak tarihe geçti. Bu depremlerde ne ailem ne akrabalarım Allah'a şükürler olsun bir zarar görmedik. Ancak Cerit'te bir ev yıkıldı, bir bayan enkazda kalarak vefat etti. Ve 2 tane apartman yıkıldı.
Birçok yerde dost ve arkadaşlarının hayatlarını kaybettiler. İnsanların yüce hahamlarından rahmet ailelerine sabır, yaralananlara acil şifalar diliyorum. Depremler beni ruhen çok rahatsız ediyor. Çok duygusallaşmaya en ufak bir acı beni çok etkilemeye başladı. Bazen çok kötü şeyler geliyor. İnanın bana böyle bir hal oldu ki en ufak bir çıtırtıda deprem oluyor sanıyorum…
Birçok yerde dost ve arkadaşlarının hayatlarını kaybettiler. İnsanların yüce hahamlarından rahmet ailelerine sabır, yaralananlara acil şifalar diliyorum. Depremler beni ruhen çok rahatsız ediyor. Çok duygusallaşmaya en ufak bir acı beni çok etkilemeye başladı. Bazen çok kötü şeyler geliyor. İnanın bana böyle bir hal oldu ki en ufak bir çıtırtıda deprem oluyor sanıyorum…
Acı Günlerim Ve Yıllarım:
13.09.1986 Yılında kardeşim Mehmet'i trafik kazasında kaybettim. 25.01.1996 Yılında Anamı kaybettim. 14.01.1998 Yılında Babamı kaybettim. 21.01.2010 Yılında Ablam Fadime'yi kaybettim. 06.07.2003 Yılında kayın validem Ümmü'yü kaybettim. 01.04.2013 Yılında kayın babası Ahmet Altun'u kaybetti. 11.07.2014 Yılında bir elim kaza sonucunda torunum Erdem'i kaybetti. 15.11.2021 Yılında Ahmet Abimin eşi Ayşe'yi kaybettim. 02.11.2021 Yılında Abim Ahmet'i kaybettim…
Web Sayfalarım:
Hasan Üstgül abimizin adıma yaptığı http://www.atasali.com/ sayfası ile Çağlayancerit'i ilk olarak dünyada Oynam. Ayrıca sayfada şiirlerimi videolarım, makalelerimi günlük haberleri ve ilçemizi adım, Adım tanıtmaya devam ettiniz. Sayfalarım sayesinde dünya insanları Çağlayancerit'i ve Âşık Ali'yi daha yakından tanıdılar. Halkla iç içeydim. İnternet ortamında çok şair ve yazar dostlarım olmuştur. Bir çok aralıklı atışlar yaptım. Web sayfamızı 20 yıl süren 31 Mart 2023 tarihindeki sayfamızın koruması altındadır. Şimdiyse aşağıdaki sayfalarla ilgili haberler ve makalelerimi videolarımı yayımlamaya devam ediyorum. http://atasali.blogspot.com.tr/ http://cerithaber.blogspot.com/ https://atasalibelgesel.blogspot.com/ Pek çok üniversite okuyan gençlerimiz ve hiç tanımadığım birçok üniversite bitirmiş raporlamayı biyografimden, yazılarımdan, şiirlerimden Fotoğraflardan faydalanarak tezlerini tamamlamışlardır. Bu da benim için sevindiricidir. 31 Ağustos 2013'te yayımlanan Çağlayancerit'in Sesi gazetesinde Yedi ay kadar köşe yazarlığı yaptım. Bu gazetede makalelerimin yanı sıra birçok şiirlerimde yayımlandı. 1967-2026 yılları arasında yazdığım tüm şiirlerimi ve yazılarımı kitaplaştırdım. Pek çok makalem ve birkaç şiirimi (Ceritname) isimli kitabımda yayımlandı. Ben bu kitapları kazanmak için yazmadım geriden gelen nesillere Bir eser bırakabildiysem ne mutlu bana. Kitaplarım büyük bir hazineye sahiptir. Tüm okurlarıma sevgilerimi, saygılarımı ve hürmetlerimi sunuyorum. Kitaplarımı okumalarını istiyorum.
Şairin yazdığı Eserler:
01. (Çağlayancerit) eseri 2011 Yılında Çıktı.
02. (Anlatamadım) eseri 2012 Yılında Çıktı.
03. (İnanmadılar) eseri 2014 Yılında Çıktı.
04. (Dinlemediler) eseri 2015 Yılında Çıktı.
05. (Düşünüyorum) eseri 2015 Yılında Çıktı.
06. (Umudu Kestim) eseri 2017 Yılında Çıktı.
07. (Küstüm Ben) eseri 2018 Yılında Çıktı.
08. (Yaranamadım) eseri 2019 Yılında Çıktı.
08. (Yaranamadım) eseri 2019 Yılında Çıktı.
09. (Kimi Koydun ki) eseri 2021 Yılında Çıktı.
10. (Sitem Vardır) eseri 2021 Yılında Çıktı.
11. (Vasiyetname) eseri 2023 Yılında Çıktı.
12. (Düşünen mi Var) eseri 2023 Yılında Çıktı,
13. (İstemiyorum) eseri 2024 Yılında Çıktı.
14. (Haberin Olsun) eseri 2025 Yılında Çıktı.
15. (Benden Demesi) eseri Basima Hazır.
16. (Ceritname'nin) 1.Baskı 2023 Yılında Çıktı.
17. (Ceritname'nin) 2. Baskısı Basıma Hazır.
Âşık Ali ATAŞ