Kendi Kaleminden Şair':
Ey! Sevgili Halkım bana bu Âşıklık mahlasını sizler verdiniz. Âşık Ali olarak Allah doğdum, yardımın yardımı genişledim, yardımın uyudum yardımım, yardımın ağladım, yardım güldüm, yardımın yardımı, yardımın neşelendim, yardımın faydasının yoruldum. Sayınızda şair ve yazar oldum. Ben Çağlayancerit'in eli, dili, teli, aşığı Ozan'ı şairi, Yazarı ve muhabiriyimdir. Ben aşığım, ben ozanım demiyorum bu iki ismi bana siz insanım şampiyonum gördünüz. İyi ki varsın.
Tahsil Durumum:
1956 yılında 10 yaşında okula başladım 15 yaşında okulu bitirdim. Ben ne ortaokul, ne lise, nede üniversite okudu ilkokul mezunlarıyum. Elimden geldiğinizde üniversite okumuşum gibi hafızamda kayıtlı kelimeleri seçebiliyorsunuz. Yine de hata yazmıyorum kelime yazmıyorum ve nokta virgül imla hatalarım oluyor. Bu konuda siz değerli okuyucularımdan diliyorum…
Ben Âşık Ali Ataş:
Rahmetli anamın dediğine göre 17 Temmuz 1946 Tarihinde, Kahramanmaraş'ın Çağlayancerit köyünde ekin tarlasında ekin biçerken beni dünyaya getirmiş. Onun nedeni borçları 08 Şubat 1948 doğumlu olarak belirlendi. Adım Ali, adım Ataş. (Âşık) Mahlasımdır. Burcum (Aslan). Okuma yazması olmayan bir aileden üçüncü oldum. Babam, Pazarcık'lı Cerit'e sonradan geldiklerini söyledi. Dedemin doğum tarihi, 01.07.1862 tarihinde vefat etmiştir. Babam Dabanlı aşiretinden Veli Ataş. Lakabına (Ateş) derlerdi. Anam Fadime. Kızıllı aşiretinden Kara Bekir'in torunudur Lakabına (Gıro'nun) kızı derlerdi. Babam Çiftçiydi ve taş duvar yapı ustasıydı aynı zamanda marangozdu. Köyümüzdeki iyi bir duvar ve marangoz ustasıydı. Son yıllarda sanatını bırakıp bir süre arıcılıkla uğraştı. Çiftçiliğe devam etti.
Biz Orta Halli Bir Aile İdik:
Mezarlığın yakınında, odası olmayan, taş duvarlı üzeri mertekli çapkılı toprak örtülü Duvarları çamurlu, iki katlı (45) metre kare bir evimiz vardı. Alt katta sığmalarımız, üst katta ana baba çocukları üzerinde baş horanta bir arada yaşadılar. Sobamız yoktu. Evin bir köşesinde ocak vardı. Kış mevsiminde ocakta iri odunlar yakardık. Ateşin başına döner, ısınmaya çalışırdı. Evimizin üç kat yatağı vardı. Beş erkek kardeşin üç farklı uzunluktaki depolandığı kayıtlı ayakucundan yatağa girer, bir yatakta beşimiz yatmadık. Üç kız kardeşin ayrı bir yatağa yatırılmasıydı. Anne baba bir yatakta yatıyorlardı. Yün döşememiz yoktu. Çapıt minderlerde çapt yorganlarda yattık.Tüm evlerde olduğu gibi bizim evimizde de su yoktu. Köyün gelini, kızı Keziban Hatun Camisi'nin pazardaki pınardan bakraçlarla evlerine su taşırlardı. Evimiz pınara çok uzaktı. Bizlerde yaz kış bakraçlarla su taşırdık. 1956/1967 yıllarında köye (4/5) metre kar yağardı. Pınara gidemediğimiz günlerde anam ocakta kar eriterek İçecek sularımızı ve sığırlarımızın İçecek sularını temin ederdi…
Çocukluğum:
Çocukluğum:
Yoksulluklarla geçen yıllarım çocukluklarımı azda olsa sürüyor. Ben şimdiki çocuklar kadar süren bir çocuk değildim. bilgilerin güncelliği. Tahtadan, kartondan, tenekeden oyuncakların kişisel olarak saklanması oynatılır. Ancak ailelerinin oyuncaklarıyla oynamasına izin veriyordu, oyuncakları kırardı.
Köyde Elektrik Yoktu:
Geceleri gazyağı lambası yakardık gazyağı bulunmayınca çam, çıra, lastik, kırıntıları yakarak (45) metrekare evimizi aydınlatırdık. Özel ayakkabımız yoktu. Komşu bölgedeki eski ayakkabılarını giyerdi.Ya da babasının sığır derisinden yaptığı ham çarığını giyerdik. Çorabın ne olduğunu bilmezdik.Buğday, arpa, nohut, ekmeğini bilmezdik. Somun adını hiç duymazdık. Kardeşlerimle birlikte gil gil darı ekmeği yiyerek büyüdük…
İlkokul yıllarım:
Keziban Hatun Camisi'nin yanındaki Molla Yusuf'un taş duvarlı mertekli çapkılı çamur sıvalı evinin iki odasını birleştirip okula bağışlamış. Ahmet abim bu okuldan mezun olmuş. Bu okuldan önce bir dönem mezun olmuş abimin dediğine göre 22 erkek öğrenci 3 tane kız öğrenci olmuştu. Bu okuldan mezun olmuş, bugün yaşayan 88 yaşında bir amcamız yaşıyor okuldan mezun olanlardan sade bir şekilde kendinizi söylüyordu. Bu okulun orijinal ilginç merak edip görmek isteyen ( Ceritname ) kitabının (22) nci sayfasında görülüyor. Okul çağım geçiyordu. Babam beni okula gitmek zorunda değil. Benim defterimin kaleminin parası yok diyordu. Bense okula devam etmek için gece gündüz ağlıyordum. Evden gizlice alıp okula gittim. 10 yaşında okula yazıldım. O yıllarda köyümüzde elektrik yoktu. Gece gaz lambasının atmosferi çalışıyor. Babamın çok zaman bana kızardı derine gündüz çalış yarına yakacak gazyağı yok, lambayı yakma, derdi. Bazen lastik bazen çıra yakar yağışlarında ders çalışırdım. Her gün okula giderken bir parça odun kopabilir odunları sobada yakılarak ısıtılırdı. Okulumuz tek sınıftı 1.2.3.4.5 sınıflar beraber okuduk. Son yıllarda 85 erkek öğrenciydik. Aramızda kız öğrenci yoktu. O tarihlerde kız çocukları okula gönderilmezdi. Çünkü köyde ileriyi ve geleceği göremeyen Örümcek kafalı insanlar çoktu. 1956 yılının Şubat tatilinde köylülerin yaptırdığı tek katlı 2 derslikli okula taşındı. Babamın bana defter kalemi almıyordu. Bir ay okula kalemsiz deftersiz gittim. Cevizimiz çoktu. Anamdan ceviz alıp rahmetli hoca Salman Bahçe'ye cevizleri vererek 1 kalem 1 defter 1 silgi satın aldım. Günlük günlüklerim için başka defterim tutulmadı . Bir gün sonra yeniden güçleniyor. O günkü defterler çok kalitesizdi. Silerken yırtılırdı.Soframızda şimdiki gibi 40 çeşit kahvaltılık bulunmazdı. Çok zaman kahvaltısız okula giderdim. Akşam yemeğimizden birkaç lokma kalmışsa sabah alın onu attırır okula giderdim. O günlerde sokaklar kar yığınıydı. Sokaktaki yollar kapalı olanaklar, sınırlandırılmış durumdayken. Okullara tatil verilmedi. Şimdilerde santim kar yağsa okullar tatil ediliyor. Öğleden okuldan eve gelmem. Yemeğim, çantamda bulunursa iki diş tarhana ve iki cevizdi.
Okulumuzda Su Yoktu:
Başta gösterdiğim gibi köyün bir tek pınarı vardı. Tüm evlerde su yoktu, okulumuzda da su yoktu. Teneffüse başladığımızda su gittiğimizde okula yakın evlere gittiğimizde evlerde su olmadığı zaman okula altı yüz metre yardımki pınara yağmurda yağsa, Karda yağsa koşarak gider, su içer, nefes nefese okula dönerdik. Derste kaldığımız öğretmenimiz bizi cezalandırdı. Yarım saat sınıfın bir köşesinde tek ayaküstü dineltirdi. Ya da kışın soğuğunda göğsümüz açıldırır yirmi dakika kar üzerine yüzün koyu yatırır sırtımızı tepelerdi. Kimseye şikayet edemezdik…
Dini Dersler Aldım:
İlkokulun yanı sıra köyünün Fahri İmamı Hasan Basri Tükel hocadan dini dersler aldım. Hocamın sayesinde namaz kıldığım camilerde müezzinin Olmadığı yerde müezzinlik imamın olmadığı yerde imamlığın sağladığı namaz kıldırdığım çok olmuştur…
İlham Kaynağım:
1983/1984 yıllarında şair Abdurrahim Karakoç'un Hasan'a Mektuplar” isimli bir şiir kitabı geçti, onu. İnsanla çoktur ... Öğrenciliğimde çok güzel resim çizerdim .Devamlı birlik beraberlik çağrıları yaptım. Bugün de aynı çağrıları devam ediyorum. Üzüntümü, sevincimi, öfkemi, kısacası tüm aklımdamla şiirlerle yazılarımla çalışıyorum. Gençlikte yazdığım şiirleri 1967mda bir Elbistan yolculuğu kaybettim sonra daha güzel daha anlamlı şiirler yazmaya başladım…
Keven'in Uyurdum'da:
Dikenli bir bitkidir. hale getirildi. O zamanlar köylü normalde hayvancılıkla uğraşır geçimini malcılıkla sağlardı. Köylü sığırına davarına Keven yedirirdi. Kışın Yumuşak olması için yağmur alacak şekilde süyüklerin çerçeveleri veya ağaçlarının başına yığarlardı. Bizim evin bir önünde dut ağacımız vardı. Babam keveni dut ağacına yığardı. Geceleri ailelerle oyun oynardık. Eve babasının kapısını açmazdı. Dut'a çıkar, kevenin orta yerinden kendime yer açar üzerimi kefenlerle örter orada uyurdum. Mevsimlerden sonbahar babası bir gün sabah namazını kıldıktan sonra Keven almak için dut'a çıkmış, aşağı keven atarken üstüne çıktım. Uyku ile ilgili ücretler arasında bir “Ali” sesi duyulur. Gözümün içindeki ki babam. “Ne yatıyorsun burada” dedi. Ne yapayım? Kapıyı açmıyorsun, burada yatıyorum, dedim. O gün üzerime yağmur yağmıştı. Beni indir aşağıdi, eve çıkardı, ananın elbisesini değiştir, dedi. Elbise olarak uzun etekli fistanım vardı. Anam şaşırdı. Neredeydin üstünü nerede ısladın, dedi? Kevenin içinde uyuyordum. Üzerime yağmur yağmış dedim. Anam babama kızdı. Sen kapıyı açmazsan çocuk nereye gider? Bu çocuk hastalanırsa sana sorarım dedi. Babamın bir daha kilitlemedi. Çocukluğumda bunların da başarıları…
Kitap Ve Gazete, Okumayı Severdim:
Ama okuyacak ne gazete ne kitap belirtildidim. O günün Muhtarı Salman Engizek'in sebze bahçesini sulardım. Ağabeyli karakolundan köye gelen askerler Karagöz isimli gazeteler gelirlerdi. Muhtar okuduğu gazeteleri atmaz, bana verirdi. Gece gündüz o gazeteleri okurdum. Okulda her iş gelirdi. Kırılan sıraları oturakları tamir eder kırılan camları takardım. Öğretmenim ve arkadaşlarım bana usta derlerdi. Öğretmenim Ali Asker beni çok severdi. O zaman okulumuzda su yoktu 6 yüz metre uzaktan karda olsa kışta olsa büyük pınardan öğretmenimin evinin suyunu taşırdım odunun kırar evde istif ederdim. 1960 yılında kendisinden ilkokul diplomamı aldım. Baban gönderirse seni okuyacağım derdim. Ama babamın detaylarıydı. Öğretmenim 45 yıl sonra eşi ile beraber Cerit'e ziyaretime geldiler. Eski kimliklerini sordular, büyüklüklerinin hepsi de rahmetli oldu, dedim. Ancak tanıdığınız ailelerden bir parça sağ dedim onu da gidip ziyaret ettiler. Öğretmenim 14 Mart 2020 tarihinde vefat etti. Ailesi Ayşe Hanım 23 Ekim 2023 tarihinde vefat etti. İkisine de yüce hahamlarımızdan rahmetli tüm aile sağlığı ve sabırsızlıkla bekliyorum…
Köyümüze Kitap Şeytanlar Gelirdi:
1957-1958 yıllarında köye katırlarıyla kitap şeytan insanlar gelirdi. Köprübaşındaki Karaveli Ali'ye ait ahşapEvin çardağında kitap sergisi sunuyorlardı. Ancak kitapların kapak yazılarını okurdum. Orada bulunan Salman isimli yaşlı amca meraklıları biliyordu. “Ali bana baba de, Sana istenilen kitapları alırım.” dedi öyle sevindim ki Salman amcaya hiç sormadan baba dedi. Bana gerekli dört tane şiir ve hikaye kitabı. Aldı sevincimden uçuyordum koşarak eve geldim Babam evde Kur-an okuyormuş “Nerden kitap mı aldın?” dedi. Yalan söyleyemezdim Salman amcaya baba dedim, deyince babam sinirlendi. Sayfasını bile açtığım kitapların büyütüldü, yırtıldı, ateşe atıp yaktı. Senin baban iki tanemi deyip beni iyi bir dövdü. Hacı üretilen bazı kitapların listelenmiştir. Ağlayarak dayıma gittim . Dayımdan emanet olan birkaç kitap aldım. Dayı beraberken babam şimdi senin Kitapları da yakar dedim. Dayım o nasıl oluyor dedi. Dayım ile birlikte eve geldik. Babamın yine de ölümleri devam ediyor. Bu defa kime baba dedin? Deyince günüm enişte “Kitaplar benim, verdim. Okusun sonra alıyorum kitaplarımı yakıyorum” dedi.Bir hafta içinde dayımdan 5 tane şiir ve hikaye kitaplarını gece gündüz demeden dururken bitim…
Saz Çalma Merakım:
Durup dururken beni saz çalma merakı sardı ama sesim yoktu. Beş kiloluk bir özgeçmiş yağı satın alma yağı dereye döküp defterime kendime bir saz yaptım. Kısa zamanda teneke sazımla saz çalmayı öğrendim. Daha sonra harçlıklarımı biriktirip kendim bir saz satın aldım. Nota bilmem ama her türlü makamı rahatlıkla çalabilirim. Köyde düğünlere giderdim sabahlara kadar çalıp söylediğim günler oldu. Saz çaldığımı söyleyen köyün Bazı örümcekler kafalı insanlar babaya saz çalmanın günahıydı, ölümde cehennemde yanacağımı geliştiriyorlar. Babam bu insanların sözlerine inanarak cehennemde yanmamam için saz çalmama izin verir. Bir dönem sazı komşularda sakladım. Bir gün komşumdan sazımı alıp eve geldim. Saz çalıyordum Aniden babam geldi. Ben sana saz çalmadım mi deyip sazı çaldım, baba cehennemde. Ben yanacağım sen değil sazımı kırma dedimse de dinlemedi sazımı yazar vurup kırdı. Sazımın kırılmasına dayanamadım. Alttaki şiiri yazıp babasına bilmiyor. ---===--- Baskıyı artırdım şu benden yana, Babacığım beni kaldırdın cana, Biricik sazımı çok gördüm bana, Duvara vurarak kırıldın baba. ---===--- O gece evimden ve köyümden kaçtım. O tarihlerde köyün yolu ve arabası yoktu. Peşimden gelen korkuyla yola gitmedim Tepeden tepeye doğru, bazılarının kısığından o azgın ve soğuk sularını 0n altı saat aç susuz, yaya yolları köye otuz kilometrelik yardımlı asfalta boyandı. Gece bir yük kamyonuna binerek Kahramanmaraş'a gittim. Kimseyi tanımıyordum. Yatacak yerim de yoktu. Birilerine sordum. Bana bir yer tarifesi düzenler, gittiler. Tarif edilen yer, hanın. O gece handa yattığımda sabah kalkarken hancıya yeni geldiğimi söyledim param yok dedim derdimi anlattım.
Bana bir haftalığına bir kaç kuruş verdi. İlk alışverişim bir ekmek bir domates alıp karnımı doyurdum. Bu handa günlüğümde kuruşa bir yıl kaldım. İşsizdim inşaat işçiliği yaptım: İnşaatlarda çalıştım. Hamallık, ayakkabı boyacılığı, seyyar satıcılık yaptım. Günlük gazete ve dergiler saldım. Bir fotoğraf makinesiyle fotoğrafçılık yaptım. İlk işim hancıya olan borcumu ödedim. Şiir yazmaya devam ediyorum. Yazdığım şiirlerimi matbaalarda çoğaltarak çarşıda, pazarda Mahallelerde satmaya başladım. Biriktirdiğim üç beş kuruş ile kendime bir saz aldım. Şiirlerimi satarken çok zaman sazım orada olacaklardı. Bulunduğu yerden ısıtıcı çalardım diyordum. insanların çevrelerini saran irticalen türküler söylerdim. Bu da insanların hoşlarına giderdi...
Bana bir haftalığına bir kaç kuruş verdi. İlk alışverişim bir ekmek bir domates alıp karnımı doyurdum. Bu handa günlüğümde kuruşa bir yıl kaldım. İşsizdim inşaat işçiliği yaptım: İnşaatlarda çalıştım. Hamallık, ayakkabı boyacılığı, seyyar satıcılık yaptım. Günlük gazete ve dergiler saldım. Bir fotoğraf makinesiyle fotoğrafçılık yaptım. İlk işim hancıya olan borcumu ödedim. Şiir yazmaya devam ediyorum. Yazdığım şiirlerimi matbaalarda çoğaltarak çarşıda, pazarda Mahallelerde satmaya başladım. Biriktirdiğim üç beş kuruş ile kendime bir saz aldım. Şiirlerimi satarken çok zaman sazım orada olacaklardı. Bulunduğu yerden ısıtıcı çalardım diyordum. insanların çevrelerini saran irticalen türküler söylerdim. Bu da insanların hoşlarına giderdi...
Bakınız Kiminle Atıştım:
Birçok şair ve âşıklarla tanışıp tanıştım. Şairlerle karşılıklı irticalen atışlar yaptım. 1967 yılıydı Maraş'ta çarşı başında şiir satıyordum. Başı poşulu, sırt abalı, ayağı şalvarlı ham çarıklı, kıllı çoraplı, boyunda bir Kasetçalar iri yarı bir insan gördüm. Yanına sokuldum. Yazının bu sıcağında neden bu kıyafetle gezdiğini kim olduğunu irticalen şiirlerle sormaya başladığımda çevredeki insanlar başımıza toplandı. ---===--- Kıl çorapları kıl şalvar çarık ayakta, Neden böyle giyersiniz sıcakta? Birde teybiniz var kucakta durur, Sorduğum parçayı cevap ver emmi. ---===--- İrticalen aynı anda bana cevap uygulamaları başladı. Ben ona, o bana iyi şekilde devam ettik. Ve bana şiirinden bir kıtası şöyle diyordu. ---===--- Dikkat eyle bak yazdıkça yazdınız, Çok ileri gidip fazla azdınız Kıyafetle aklınızı bozdunuz, Bunları kafana takma yeğenim. ---===--- Şiirinin son kıtasında Abdulvaha Kocaman olduğu öğrenildi. Şaşırdım, özür dileyip elini öptüm. Sırtımı sıvazladı. Nereli kaldı diye sordu Cerit'im dedim. Önceleri de benim sorumluluğumdaydı. Abdulvaha Kocaman'ı tanımazdım. Böylece tanışmış olduk. Meğerse kendisi de teybe okunan şiir kasetlerini satıyormuş. Uyumluluklarımızı bir kasete kaydetmiş. Kasette kendi sesi olan ve uyumluluklarımızı kaydettiği o kasetiyle birlikte bana 2 kasetini hediye etti. Bu büyük şairleri asla unutamam.14 Ağustos 2005 tarihinde vefat etti. Allah'tan rahmet ve tüm yedilerine sabır ve sağlığına başlamayı diliyorum. Atışmamızın devamını 5.inci şiir kitabım (Düşünüyorum)'un (61)'incisinde kayıtlıdır...
Bir Çok İl Ve İlçe Gezdim:
Halkım beni Âşık Ali olarak tanındı. Sayfanın başındaki bağımsız gibi Âşıklık mahlasını bana bu halk verdi. Macerayı ve övünmeyi sevmem. Olduğum gibi görünmeye, görünmeye devam etmeye devam ettim. Velhasıl gurbetin kahrını çok çektim. Anam, şehre gelip gidenlerle evine dönsün diye Ara sıra haberler salıyordu. Annemi kıramazdım. Geçmişte babama olan dargınlıklarımı, kırgınlıklarımı bir kenara bırakıp…
Köyüme Döndüm:
17 Nisan 1968 tarihinde evlendim. 27 Aralık 1968 Tarihinde Askere gittim. İlk birlik Sivas Temel tepe. Asker ocağında ikilikten nefret ediyorum 1 Kep çalma, sürekli çalma 2 Bot çalma bot çalma…
Asker Arkadaşlarım:
Sivas'ta Yılmaz Güney ile tanıştım. Üniversite okumak için askere sahipti.1984 yılında Fransa'da vefat etti. Allah rahmet eylesin. Ailesinin ve sevenlerinin başı sağ olsun. İki ay sonra Tokat'a tayin edildim. Tokat'ta Muhlis Akarsu ile tanıştım. Akarsu ile memur gazinosunda bir kaç defa sahne satın alındı. İki ay sonra usta birliğine devam etmek üzere kursa çekildik. Muhlis Akarsu, Erzurum Hasankale'ye ben Antep topçu taburuna gidiyordum. Komutan yerlerimizi değiştirdik. Ben Erzurum Hasankale'ye, Muhlis Akarsu ise Gaziantep topçu taburuna gitti. Muhlis Akarsu 1993 yılında eşiyle birlikte Sivas Madımak portföyünde 37 kişi ile aileyle beraberlik yanarak ödüllendirildi. Muhlis Akarsu ve eşinin ayrıca O otelde yanan tüm şairler ve ozanlara rahmet etmek isteyen ailelerinin ve yedilerinin başı sağ olsun. Erzurum Hasankale'deyken Köye mektup yazmayı bıraktım. PTT ile gönderildiler Komutanlarım saz çalmama yapıyorlardı. Cumartesi Pazar günleri alay'ın anons cihazından çalan söylerdim. Daha sonra alayımız olduğu gibi Sarıkamış'a gittik. 24 ay askerlik yaptım. Asker ocağında şiir yazmaya devam ettiniz. Yazdığım şiirlerimin bulunduğu il ve ilçenin mahalli gazetelerinde ve birçok dergide yayımlandı. O günkü gazete ve dergileri hala saklarım.Köyüme döndüğümde işsizdim. Yapacak bir iletişim yoktu. Birkaç yıl Çukurova tarlalarında çapa vurdum, pamuk topladım. Sonunda kendime bir meslek edinmeyi düşündüm.
Nasıl Radyo Tamircisi Oldum:?
Köye ilk televizyonu ve jeneratörü ben getirdim. 1973 yılında bazı elektronik kitaplar okuyarak radyo tamirciliğine başlandı. Ustanın yanında çalışmadan elektronik dergi ve kitapları okuyarak radyo tamirciliğini En kısa zamanda kendi kendine A' dan Z' ye öğrendi. Aldığım bir bol miktarda radyo aralığını bir araya getirerek dış kabini kapsayan yeni radyolar uyguladım. O tarihlerde ilçede elektrik yoktu. Gazocağında demir ısıtarak radyonun lehimlemelerini yaptım. O tarihlerde radyolar PTT'ye kayıt yaptırılabilirdi birkaç radyomu kayıt ettirdim. 1984 yılında köye elektrik geldi yine Elektronik kitap ve dergi okuyarak televizyon tamirciliğini de öğrenebildi. Tamirciliğim sırasında 30 kilometreye kadar kısa dalgadan yayın yapabilen radyo vericisi yaptım. Satın almayı veren üyelerin türkülerini Cerit halkına ve köylere dinlettim. (2000) Yılında bir müzevirin şikayeti üzerine mahkemeye verildi. İki yıl yargılandım. Hem para hem hapis cezası aldım.Herhangi bir durum olmadığı için beş yıl suç koşullarının özellikleriyle davam ertelendi…
Çay Ocağı Çalıştırdım: Köyde elektrik yoktu. Bir dinamo, bir su motoru alıp bir
Demircinin yanında bir jeneratör yaptım. Televizyonu bir süre evde seyrettik. Daha sonra 1977-1978 yıllarında bir iş yerini kiralayarak iki yıl çay ocağını çalıştırdım. Çay ocağını kapattığımda veresiye defterinin açılmasından sobaya vurup yaktım. Tamirciliğin yanı Bir dönem fotoğrafçılık elektrik tesisatçılığı, sıra su tesisatçılığı yaparak geçimimi sağladım. Yaşadığım hayatı, Üzüntülerimi, sevincimi, pişmanlıklarımı, ibretlik olayları tüm olaylarla anlatılansam sayfaların gelişiyor. Birçok insanın hayatı acı tatlı yaşanmış gerçeklerle doludur. Yaşananların bir kısmı anlatılabilir ve ders alınabilecek türlerden olduğu gibi bazı olaylar yaşanırken sır olarak kalır. Bir yakınıyla dahi paylaşamaz. O insanın kendisiyle birlikte mezara gider. Ben de o kişiyim. Onun için insan için yaşanmış üzüntünün, sevincin, başarının ve başarısızlığın hayatın birer parçası haline getirilmesiyle çalıştım. Gerçekte dostun kesilmemesi, insanlar arasında akrabalıkların, Komşulukların, dostlukların, Arkadaşların bitmemesini daimleştirilmesini sağlamaktır. Çektiğim cefa ve ailelere rağmen bugün her şeyimi rahmetli babama borçluyum. Allah rahmet eylesin. Eğer babamın sazımı kırmasaydı belki köyümden ayrılıp gurbete gitmezdim. Hayatın zorluklarını,çilelerini yaşamasını bilemezdim. Belki de şiir dahi yazamazdım. Çocukluğumda babamdan gelen ağır baskılar bugün dahi rüyalarına katılıyor. “Maalesef babasına olan evlatlık borcumu ödememişmi, geçmişteki hatalarımı ancak kendimde baba olduğumda ayırmıştım.” Her çocuğum gibi o yaşlarda kendi egosunu öne çıkarır. Ama gelince babanın ve annenin kıymetini anlıyor…
Köyümde Her Yenilikte Öncüydüm:
1990-2000 yılları arasında bir kamera alarak Düğünlerde bayramlarda kamera çekimleri yaptım. Köyüme Fotoğrafçılığı ilk ben getirdim. Motosikleti ilk ben getirdim. Televizyonu ben kaldırdım. Kamerayı ben yükselttim. Jeneratörü ben yaptım. Telesekreterli telefon ben yaptım. Radyosunu ben verici yaptım. Radyolu plakçaları ben yaptım. Teypli radyoyu ben yaptım. Ev ile dükkân arasında konuşmak için duafon cihazını yaptım, Commadore 64 bilgisayarın ilk ben kaldırdım. İlk sazı tenekeden ben yaptım. 1983'lerde Cemal Çiçek hocamızın teşvikiyle Köye gelişinde Ben ve Ali Temizyürek Salman Mısır Hüseyin Kuş en öndeydik. Radyo televizyon tamirciliğinde en öndeydim. Köyüme gelen yenilikte imzası olan biriyim. Evinden ve köyünden kaçan ilk genç benim…
Başima Gelenler:
1966/67 yıllarında nüfus bütçeleri defterlerindeydi. Soyadımın ATAŞ olması bana kaba olacaktır. İz bırakmadan (A) harfinin sildim. Yerine (E) harfinin karakteri. 22.11.1968 tarihinde Ali ATEŞ olarak askere gitti. Yirmi dört aylık askerlik yaptım. Askerden Gelince bütçe bütçemi değiştirdim soyadım yine ataş kaydedildi. Elimden her türlü sanat yöntemi. Elektrik tesisatçılığı, Su tesisatçılığı Marangozluk, Sıvacılık, Radyo Televizyon tamirciliği, dolayısıyla Köyümde 37 yıl esnaf emekliliğim vardı Bağ-Kur'dan askerlik şubesinden evrak istedi. Şubeye gittim. Görevli askere bütçemi verdim. “Ateş defterinde soyadınız, nüfus bütçesinin da ATAŞ'a yazıldığı.” diye asker bana evrakı yazdır. Askere kafa tuttum. Komutlanmış bizi yanınıza ekleyin. Meseleyi anlattım. Soyadımı defterime yanlış yazan kişilere kızdı. “Komutanım askerleri kızma ben askere gitmeden önce (A)harfini sildim yerine (E) yi yazmıştım.” Deyince “Peki, bunun suç olduğunu bilmedin mi”? Dediğinde "Suç olduğunu bilsem yapmazdım. Yaptığım suç otuz yedi yıl sonra okur. Komutan" Nüfusa git aileye kayıt yaptırın. Evrakı verelim.” Tekrar Cerit nüfus müdürlüğünden aile kartı alıp mağazadaydım. Gereksiz evrak alıp Bağ-Kur müdürlüğüne 2004 yılında emekli oldum. Değerli okuyucular bu suçu ben bilmeden çalıştırdım.
Aşıklık ve Ozanlık:
Daha sonra gurbete birçok ilde köy seçeneğine gittik. Halkın dertlerini dile getirdim. Birçok Âşıklarla irticalen atışmalar yaptım yukarıda da üyesi gibi Âşıklığı Ozanlığı bana halkım birinciliği elde etti. 2007 yılında Kahramanmaraş (Aksu) TV'de, Adıyaman (Asu) TV'de birkaç kez canlı yayınlara katıldım. Şiirler ile sohbet ettiniz. Yıllarca çalıp söyledim özel albümüm yok 30 tane 60'lık ve 90'lık Ses kasetlerim var 1 adet 4 Cıgabayt ses sidi'm var. 1990 yılında sazımı Üyelerken asıp sazı sözü söylüyordu. Böylece Âşıklık Ozanlığı bitmiş oldu. Şiir ve makaleler yazmaya devam ediyorum. 2004 yılında bilgisayar ve internet ile tanıştım. Teknolojiden faydalanarak tüm şiirlerimi makalelerimi ses kayıtlarımı, videolarımı, internet ortamına aktardım…
Okuma Hevesi Yok:
Şair ve yazarlığın yanı sıra el işinde kazma kürekle çalıştım, inşaatlarda çalıştım. Seyyar satıcılık yaptım cıncık boncuk salma Su tesisatçılığı, Elektrik tesisatçılığı Radyo ve Televizyon tamirciliği yaptım. 16 Şiir Kitabı bir tane genel kültür olarak Çağlayancerit'in gelmiş geçmiş geçmişini anlatan bir kitap parçası böylece 17 Kitap'a katıldı. Başta benim çocukluk yıllarım ve torunlarım hiç kimsede olmayan sanatlarımı öğrendikleri gibi merak edipte kitaplarımın sayfalarını acaba babamız dedemiz bizim için bir şeyler yazılmış mı? Diye hiçbir şeyi merak edip bakmamışlar. Öldüğümde belki de mezarıma gelip bir fatiha da okumazlar. Beni unuturlar siz değerli okuyucularım bari beni hatırlayın olur mu?
21. Asrın Depremini Yaşadım:
21. Asrın Depremini Yaşadım:
06 Şubat 2023 sabah saat 04.17'de 7,7 depremde büyük bir deprem yaşandı, saat 13:24'te ikinci deprem yaşandı. Depremler asrın felaketi olarak tarihe geçti. Bu depremlerde ne ailem ne akrabalarım Allah'a şükürler olsun bir zarar görmedik. Ancak Cerit'te bir ev yıkıldı, bir bayan enkazda kalarak vefat etti. Ve 2tane apartman yıkıldı. Birçok yerde dost ve arkadaşlarının hayatlarını kaybettiler. İnsanların yüce hahamlarından rahmet ailelerine sabır, yaralananlara acil şifalar diliyorum. Depremler beni ruhen çok rahatsız ediyor. Çok duygusallaştım En ufak bir acı beni çok etkilemeye başladı. Bazen çok kötü şeyler geliyor. İnanın bana böyle bir hal oldu ki en ufak bir çıtırtıda deprem oluyor sanıyorum…
Acı Günlerim Ve Yıllarım:
13.09.1986 Yılında kardeşim Mehmet'i trafik kazasında kaybettim. 25.01.1996 Yılında Anamı kaybettim. 14.01.1998 Yılında Babamı kaybettim. 21.01.2010 Yılında Ablam Fadime'yi kaybettim. 06.07.2003 Yılında kayın validem Ümmü'yü kaybettim. 01.04.2013 Yılında kayın babası Ahmet Altun'u kaybetti. 11.07.2014 yılında bir eleme kazası sonucunda torunum Erdem'i kaybetti. 15.11.2021 Yılında Ahmet abimin eşi Ayşe'yi kaybettim. 02.11.2021 Yılında Abim Ahmet'i kaybettim…
Web Sayfalarım:
Hasan Üstgül abimizin adıma yaptığı http://www.atasali.com/ sayfası ile Çağlayancerit'i ilk olarak dünyada sergiliyorum. Ayrıca sayfada şiirlerimi videolarım, makalelerimi günlük haberlerim ve ilçemizi adım, adım tanıtmaya devam ettim. Sayfalarım sayesinde dünya insanları Çağlayancerit'i ve Âşık Ali'yi daha yakından tanıdılar. Halkla iç içeydim. İnternet ortamında çok şair ve yazar dostlarım olmuştur. Bir çok karşılıklı atışmalar yaptım.Web sayfamızı 20 yıl 31 Mart 2023 tarihinde halen devam ediyor. Şimdiyse aşağıdaki sayfalarla ilgili haberler ve makalelerimi videolarımı yayımlamaya devam ediyorum.
https://atasalibelgesel.blogspot.com/ Çok sayıda üniversite okuyan gençlerimiz ve hiç tanımadığım birçok üniversiteyi bitirmiş biyografimden, yazılarımdan, şiirlerimden fotoğraflardan Faydalanarak tezlerini tamamlamışlardır. Bu da benim için sevindiricidir. 31 Ağustos 2013'te yayımlanan Çağlayancerit'in Sesi gazetesinde Yedi ay kadar köşe yazarlığı yaptım. Bu gazetede makalelerimin yanı sıra birçok şiirlerimde yayımlandı. 1967-2024 yılları arasında yazdığım tüm şiirlerimi ve yazılarımı kitaplaştırdım. Pek çok makalem ve birkaç şiirimi (Ceritname) isimli kitabımda yayımlandı. Ben bu kitapları kazanmak için yazmadım geriden gelen nesillere Bir eser bırakabildiysem ne mutlu bana. Kitaplarım büyük bir hazineye sahiptir. Tüm okurlarıma sevgilerimi, saygılarımı ve hürmetlerimi sunuyorum. Kitaplarımı okumalarını istiyorum.
02. (Anlatamadım) eseri 2012 Yılında Çıktı.
03. (İnanmadılar) eseri 2014 Yılında Çıktı.
04. (Dinlemediler) eseri 2015 Yılında Çıktı.
05. (Düşünüyorum) eseri 2015 Yılında Çıktı.
06. (Umudu Kestim) eseri 2017 Yılında Çıktı.
07. (Küstüm Ben) eseri 2018 Yılında Çıktı.
08. (Yaranamadım) eseri 2019 Yılında Çıktı.
09. (Kimi Koydun ki) eseri 2021 Yılında Çıktı.
10. (Sitem Vardır) eseri 2021 Yılında Çıktı.
11. (Vasiyetname) eseri 2023 Yılında Çıktı.
12. (Düşünen mi Var) eseri 2023 Yılında Çıktı,
13. (İstemiyorum) eseri 2024 Yılında Çıktı.
14. (Haberin Olsun) eseri 2025 Yılında Çıktı.
15. (Benden Demesi) eseri 2026 Yılında Çıktı.
16. (Şairler Atışıyor) eseri Basıma Hazır.
17. (Ceritname'nin) İkinci Baskı Basıma Hazır.
18. (Cerit Name) eseri 1. Baskı 2023 Yılında Çıktı.
Âşık Ali ATAŞ