XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX BETÜL TUNÇ HALİL BERKER GEZ OĞLAN MUSTAFA SAĞLAM BEKİR SİVRİ FAZLI YILDIZLI EŞE GÜMBÜRDEK TESLİME MALKOÇ BADDAL SÜLEYMAN AHMET YAŞAR AYŞE TUĞÇE AYŞE GÜLER AYŞE ÜNAL A.RANDE TOLA ÖMER BİRİNCİ K.MEHMET GÖKER BÖRKLÜ KADİR YUSUF ATAŞ VELİ ATAŞ FATMA ATAŞ AHMET ATAŞ AYŞE ATAŞ MEHMET ATAŞ ECO ATAŞ FADİME ATAŞ AHMET ALTUN ÜMMÜ ALTUN ZEYNEP KEKİL BERDUŞ MEHMET YAKAR DİŞÇİ İBRAHİM MEMİŞ AHMET PADİŞAH PADİŞAH MEHMET ŞAZİYE KIZIL GIRMIT HACI YAŞAR FATİH BOZDERE CEMAL HOPUR BAYRAM DÖNMEZ MERYEM GÜNEŞ HACI KAYAR ELİF ÜSTEL MEHMET KURT AYŞE GÖK MILLA HATİCE PİRO YETER MUSTAFA ZORKUN HACER İNAN MISTIK BERKER ÇAPAR İBİŞ FATMA BOĞAZ HANİFİ BAHAR HATUN MUSTAFA MUSTAFA ENES TESLİME GÖK MÜDÜR FAKAZ MEHMET SAKALLI UMMAHANI ŞAHAN KALENDER KARATAŞ KELHACI CUMA AHMET KAYA KURT ALİ ALTUN FIRINCI İBRAHİM YUSUF KAYA MERYEM GÜLER HÜRÜ İĞDE MUSTAFA BERKER HASAN ÇETİNKAYA Ahmet Rende ALPER KARABIYIK F.DOĞANPINAR MEHMET DİLİK TESLİME YURTAL KAVAL HÜSEYİN MISTIK KUMRU K.HASAN VE EŞİ K.HACI VE EŞİ K.MEHMET VE EŞİ ALİ ASKER AYŞE ASKER ELİF ÇOLAK METİN NURHAK BIYIKLI VELİ BIYIKLI HÜSEYİN MEHMET İĞDE SURDAN ŞERİF BAYKUŞ ALİ ÖZTÜRK TESLİME ÖZTÜRK ÇOBAN YUSUF ÇOBAN HACI ÇOBAN GÜCCÜK ÇOBAN KAZIM GÜLLÜ İBRAHİM SALMAN ÇELEBİ AHMET ÖCAL PENDİR HACIYUSUF PENDİR ŞERİF İBRAHİM YALÇIN MEHMET YALÇIN FADİME YALÇIN HACI YALÇIN PENDİR ÇÜRÜK FADİME YALÇIN PENDİR MEHMET MEHMET YALÇIN ALİ YALÇIN TATAR DURMUŞ TATAR ELİF TATAR AHMET EŞEFATMA GÜNEŞ ŞABAN GÜNEŞ ASHABİL KEKİL İSMAİL KIZILSEKİ M.ONARAN GÜCCÜK AHMET YUNUS IBRIK HATİCE KEKEÇ HANİFİ MEHMET HÜSNE ÇAKIL EŞEFATMA BABUÇÇU M.ALİ DİLİK EŞEFATMA NUR ALİRZA VE EDESİ DURMUŞ BALABAN HASAN BALABAN KÜRDALİ MISTIK ÇİÇEY HAMZA AVAN ARİF VALİ AHMET SALMAN MISIR SELATTİN KEKİL ÇAVIŞ MEHMET ÇAVIŞ CENNET ALİ ONARAN Halil ONARAN FATIK ONARAN AHMET ONARAN CENNET ONARAN FATMA ONARAN SIHIYA MISTIK BAHAR ONARAN DURDU ONARAN MEHMET ONARAN MUHARREM ONARAN YAŞAR ONARAN Ramazan Onaran Vırıt Veli Onaran Usta Ali Onaran K.MUSTAFA YEŞİL ŞERİF YEŞİL HASAN YEŞİL SALMAN YEŞİL BAHAR YEŞİL MEHMET YEŞİL ELİF YEŞİL AHMET DİNLER HACI DİNLER İBRAHİM DİNLER MUSTAFA DİNLER AHMET DİNLER AHMET DİNLER ŞERİF DİNLER EŞE DİNLER RAMAZAN ŞİŞMAN MEHMET KURT HATİCE KURT AHMET KURT HAÇÇE KURT YUSUF KURT EŞEFATMA KURT YUSUF KURT HÜSNE KURT NADİR KURT FATMA KURT VIRIT YUSUF ÖMER DİNER BEKİR YUSUF BEKİR CENNET TESLİME DİNLER GÜCCÜK M. EŞİ NALBANT ELİF NALBANT MEHMET NALBANT AHMET NALBANT HACI NALBANT HASAN NALBANT ALİ NALBANT NAHİDE ÇÖKELİK EMMİ ÇÖKELİK EŞİ ÇÖKELİK HASAN ÇÖKELİK İBO ÇÖKELİK RAMAZAN ELİF GÖKTAŞ AYNIŞA VELİ SIHIYA ALİ DEVRİŞ OSMAN M.KELEBEK ESE CUMA KAZAKÇI HASAN TOKO HASAN TOKO ALİ DEMİRCİ SÜLEYMAN DEMİRCİ HAVA VELİ DEMİRÖZ ZEYNEP DEMİRÖZ ABDULLAH DEMİRÖZ ZAHLA MUSTAFA KAMBER ALİ ŞEREF ŞİŞMAN HÜSEYİN ŞİŞMAN GÜCCÜK MISTIK GÜCCÜK MISTIĞIN EŞİ KELOSMAN TATLICI MUSA MEHMET TUNÇ ŞEREF TUNÇ İBRAHİM TUNÇ MUSTAFA TUNÇ EŞEMEN TUNÇ AYŞE TUNÇ CUMA TUNÇ NAZMİ VE KEMAL HOCA HASAN ŞERİF HATUN İBRAHİM BAHÇE MEHMET BAHÇE FADİME BAHÇE İMAM HASAN ZEYNEP TÜKEL MUSTAFA TÜKEL SIDDIK TÜKEL FARUK TÜKEL ŞERİF TÜKEL ZEHİYE TÜKEL HANIM TÜKEL HALİME HATUN BOYACI ÖMER ELİF AÇIKGÖZ ALİ AÇIKGÖZ PAŞA OSMAN PAŞA HÜSEYİN PAŞA ALİ KIRKLI MUSA KARACA ABDULLAH KARACA MUSA BIYIKLI MEHMET GÖYMISTIK VELİ MILLA HALİL MILLA MEHMET BERBER VELİ CIRIK ALİ PULUS FAKAZ DENA MOLLA TOHOL İBRAHİM DEMİRCİ FATMA CİNNİ VELİ YUSUF DUYMAZ GÜLSÜM MEHMET GÜLSÜM HAVA GÜLSÜM ŞEREF GÜLSÜM FATMA KOKO HÜRÜ İBİK SALMAN İBİK GÜLLÜ İBİK İBRAHİM İBİK HATİCE İBİK MEHMET İBİK ALİ VELİ GÜLER İbiş GÜLER (Paşa) AHMET GÜLER GÜLSÜM GÜLER YUSUF GÜLER EMİNE GÜLER Ali GÜLER Elif GÜLER MEHMET GÜLER VELİ GÜLER AYŞE GÜLER İSMAİL GÜLER K.HASAN MEHMET KARAHASAN AŞIK PÜRÇÜKLÜ ALİ PÜRÇÜKLÜ ALİ HAKLI YUSUF ONAY HATİCE ONAY ŞAKİR MERYEM TEKEL ALOCA HACI AHMET KUŞ HATİCE KUŞ APIL MEMİŞ APIL MEHMET SOLAK MISTIK Ali Tekel MEHMET TEKEL YUSUF TEKEL Veli Tekel Hatice Tekel çete mehmet Mehmet KISA Tola Ali Kısa Köküş Ahmet Kaval Kır Tütüncü Eşe Möhürder Ali Möhürder Hüsne Mısto Hüseyin Ömer Çirkin ALİ TATLI SOFU TATLI SÜLEYMAN TATLI İBİŞ KEKLİCEK ÖZBEK MEHMET ÖZBEK ELİF ÖZBEK TOPAL ÖZBEK EŞE CAFAR MUSA CAFAR ALİ CAFAR ALİ VIRIT (HELETE) HACIYUSUF KEKİL FATMA KEKİL MÜDÜR SALMAN MEHMET ENGİZEK EMİNE ENGİZEK ŞERİF ENGİZEK HAYRULLAH ENGİZEK FATİH BOZDER> ABİZER HOCA H.YUSUF NURHAK KLLİ ALİ KİLLİ ALİNİN EŞİ ŞOFÖR YUSUF YUSUF KELLE KAZAKCI YUSUF KAZAKCI Y.EŞİ YUSUF KIZILSEKİ KARA MEMİŞ YUSUF GÜNEŞ AHMET KELLECİ ÜMMÜHAN KELLECİ MUSTAFA KELLECİ KALENDER KELLECİ MERYEM KELLECİ ALİ KELLECİ İLYAS KELLECİ HACI KARASU ZEYNEP KARASU HALİL KARASU ALİ KARASU KALENDER ÖMER CENNET KARASU SAMO GADDER ÇATKAFA SÜLEYMAN YELO KOCA YELO FAKAZ GÜCCÜK MAHMUT HACI HASAN DAŞO TOLA YAVSI MUSTAFA ENTARİ DEDE HÜRÜ DURAN HALİL BULURHATİCE DEMİRÖZ SEMERCİ DURDU GAZİ HASAN VE EŞİ HASAN YILDIZLI VELİ YILDIZLI HALİL YILDIZLI Ali Damar Ayşe Damar Yusuf Damar Mehmet Damar Medine Damar Elif Damar Oruç Sarıaltun Balaban Mehmet Elmas Mercik OsmanAli ELMAS Adem Kök Zekiye Uzun Elif Kekil Edanur Kurt Eyup Dolgun Pınar Babuççu Mehmet Zorkun Fatma Kumru Ayşe Dilik Hortlu Hacı Kasım Zorkun Ali Yorulmaz Osman Yorulmaz Hortoğlu Hüseyin ÖMER ALİ ÖMER MEHMET ÖMER MEHMET Gizir Ali Hasan Karagöz Filik Dede Cüngülü Osman Hacı Ömer Boğaz Abdullah Boğaz Mehmet Boğaz M. Ali Boğaz AHMET BOĞAZ FERAMİZ BOĞAZ Çoğrolu Mehmet ONBAŞI İBRAHİM ONBAŞI ELİF ONBAŞI HASAN ONBAŞI HATİCE ONBAŞI AYŞE BESER MUSTAFA HACCALI MEMMET RECEP HASAN RECEP MEHMET VAKKAS KOZAK FATK KOZAK TOPLUM - 01 TOPLUM- 02 TOLUM - 03 TOPLUM - 04 TOLUM - 05 TOPLUM - 06 TOPLUM - 07 TOPLUM - 08 TOPLUM - 09 TOPLUM - 10 TOPLUM - 11 TOPLUM - 12 TOPLUM- 13 TOPLUM - 14 TOPLUM -15 TOPLUM 16 PADİŞAH VE HÜSEYİN YAKUP KARA SAZCIMISTIK VE HALİL GAHVECİ VE HASAN ATEŞ VE SARI GARİP MEMMET EŞİ M.KEKİL VE EŞİ GÖZEL VE EŞİ DURMUŞ VE ANASI VELİ VE OSMAN ATEŞ VE YUSUF APIL VE ALİ GÜLER YAGUP TESLİME EŞİK YUSUF EŞİMallagocun Eşi Halil GÜLER Honu Dede BOZALİ KOCA BEKİR BERKER ALİ BERKER ŞERİF BERKER DURMUŞ BERKER CUMA BERKER BAHAR BERKER FATMA BERKER DURMUŞ BERKER VELİ BERKER ZÖHRE BERKER ÖMER BERKER RAHİME BERKER HÜSEYİN BERKER SÜLEYMAN BERKER SULTAN BERKER PAKİZE BERKER HATİCE BERKER MUSTAFA BERKER EMİNE BERKER ŞERİF BERKER MEHMET BERKER HAFIZ DOĞANPINAR YUSUF DOĞANPINAR HATİCE DOĞANPINAR ZEKERİYE DOĞANPINAR GOCA DOĞANPINAR HATİCE DOĞANPINAR AHMET DOĞANPINAR HASAN DOĞANPINAR ABDULLAH KEKİL M. DOĞANPINAR İBRAHİM ARAS FATMA ARAS VELİ ARAS MEHMET ARAS OSMAN ARAS CENNET ARAS FATMA ARAS ELİF ARAS VELİÇAVIŞ MEMET VELİÇAVIŞ MEYREM VELİÇAVIŞ KOCA VELİÇAVIŞ AHMET VELİÇAVIŞ HALİL VELİÇAVIŞ MUSTAFA VELİÇAVIŞ MEMİŞ

Manşet Haber

Tuesday, November 3, 2015

Benim Yaşadıklarım (02)

         Bölüm  (02)
        BALI YEMEZDİK:
        Zamanında babamın otuza yakın kara kovan arısı olurdu. Şimdikiler gibi babam petekleri eliyle kovana koymazdı, arılar kendisi yapardı. Şeker şerbeti vermezdi. Tükenmez balımız olurdu. Babam balı yelo esnafına verirdi. Yerine helva alırdı. Yemeklerden sonra anam bize birer dürüm helva verirdi. Zevkle yerdik.
        BAŞIMA GELENLER:
        Daha önceleri nüfus cüzdanları defter halindeydi. Soyadımın Ataş olması bana kaba geliyordu. (A) harfin sildim. Yerine (E) harfin yazdım. Soyadım kabalığın yitirdi. Ateş oldu. 22.11.1968 tarihinde Ali Ateş olarak askere gittim. Yirmi dört ay askerlik yaptım. Dönüşümde Nüfus cüzdanımı değiştirdim. Soyadımı yine Ataş yazmışlar. Müdür beye niye böyle dedim kütükte neyse biz onu yazdık dedi. Önceleri yılda bir kez devlet yoklama yapıyordu. Engizek obamızda adını bilmediğim
      Lakabına deli bekçi dedikleri bir amca vardı. Ona üç beş kuruş verirdik Maraş’a askerlik şubesine gider nüfus kâğıtlarımızı onaylatır getirirdi. Köyümde 35 yıl esnaflık yaptım emekliliğim gelmişti Bağ-Kur benden askerlik şubesinden evrak istedi. Şubeye gittim. Görevli askere nüfus cüzdanımı verdim. “Soyadınız defterde Ateş, nüfus cüzdanın da Ataş yazılı.” diye asker bana evrakı vermedi.
       Askere kafa tuttum. Komutan görmüş bizi yanına çağırdı. Meseleyi anlattım. Soyadımı deftere yanlış yazan askerlere kızdı. “Komutanım askerlere kızma ben (A) harfini silip yerine (E) yi yazmıştım.” Deyince “Peki, bunun suç olduğun bilmedin mi?” dediğinde “Suç olduğunu bilsem yapmazdım. Yaptığımın suç olduğunu otuz yedi yıl sonra anladım.” Dedim. Komutan “Nüfusa git aile nüfus kayıt örneğini getir. İstediğin evrakı verelim.” dedi. Cerit nüfus müdürlüğünden aile kaydımı alıp şubeye vardım. Gereken evrakı alıp Bağ-Kur müdürlüğüne götürdüm. Böylece 2004 yılının Şubat ayında 300 Tl ile emekli oldum. Değerli okuyucular bu suçu ben bilmeden işledim. Siz yapmayın. Bir başka harf de sizin başınızı ağrıtabilir.
        BEDDUA ETTİ:
       1985 yılında komşu köylerden birinde bir ailenin evinin elektrik tesisatını yapmaya gittim. Evde bir yaşlı teyze, bir de kızımı, gelini mi biri vardı. Teyze nereli olduğumu sordu “Cerit’liyim.” dedim. “Kızı sana Cerit’li birini sorsam bilirmisin?” dedi. “Sor.” dedim. “Sizin köyde (Âşık Ali) diye biri varmış.” “Var.” dedim. “Görürsen benden o terbiyesize söyle. Âşık mıymış neymiş bizim köyün kızlarına görgüsüz demiş. Biz görgüsüz müyüz?” diyerek başladı beddua etmeye. Anladım ki 30 yıl önce yazdığım bir şiirden dolayı bana kızıyordu.
.
                   Gördüğüne sırrın açar,
                   Sonunda kalırlar naçar,
                   Görgüsüz insandan kaçar,
                   Bak şu Cerit güzelleri.
.
      Tamam dediklerinizi Âşık Ali’ye söylerim dedim.” Annesi kızdı. “Elin adamına beddua etme.  Akrabası filan olur ayıp olur.” Dediyse de kızı dinlemedi. Bedduaya devam etti. Aşık Ali şimdi elinize geçse ne yapardınız” dediğimde “o terbiyesizi boğarım.” dedi. “Buyurun işte o Âşık Ali benim.”boğun beni dedim. “olamaz” dedi. Annesi “Ben sana akrabası filan olur dedim dinlemedin Adamın yüzüne karşı beddua ediyorsun.” deyince koşarak başka bir odaya girdi kapıyı içerden kilitledi. Ben o evden gidinceye kadar dışarı çıkmadı…
        BİR YUDUM ÇAY:
       İlkokul dördüncü sınıfa gidiyordum. Cumartesi, pazar günleri Mahallelerde ayna, tarak, iğne, cıncık boncuk satıyordum. Hem okul harçlığımı kazanıyorum, hem aileme katkım oluyordu. Yıl 1959 18 Mayıs gecesi rüyamda baltayı alıp sözüm ona merkeple Yalağa’ya oduna gittim. O tarihte yalağa’da çok çam ağaçları vardı. Çam ağaçlarının içinde, Bılız ve Kalaycı lakaplı Ahmet
Yurtal isimli amcayla karşılaştım. Orada Ahmet amcanın tarlası vardı. Tarlanın başına ateş yakmış mavi ve dışı kirli bir Çaydanlıkta çay demliyordu. Beni yanına çağırdı. Vardım. Öyle bir çay demlemiş ki simsiyah içileceği yoktu. Çaydanlığı ateşten aldı, su bardağına çayı doldurdu, bana uzattı. Bardağı almadım.
       “Korkma sıcak değil.” diyerek bardağı elime değdirdi. Gerçekten bardak buz gibiydi. Şaşırdım. Bardağı aldım.“Ahmet amca bu içilir mi?” dedimse de çayı bana içirmeye çalıştı. Bir yudum alabildim. Geriye kalanın döktüm. Aldığım bir yudum ile sarhoş gibi oldum. Ayakta duracak halim kalmadı. O anda uyandım ki rüyaymış. “Yarabbi! Sana şükür.” dedim. Uyandığımda başım dönüyordu. Kalktım elimi yüzümü yıkadım. Tekrar yattım. Uyuyamadım. Sabahı zor ettim. Sabah kalktığımda kahvaltımı yapmadan okula gittim. Öğretmenime rahatsız olduğumu söyledim. İzin alıp eve geldim. Bu rahatsızlık bende bir müddet devam etti. Yemek yiyemedim. Anam bana kızdı. Gördüğüm rüyayı olduğu gibi anama anlattım. Şaşırdı. “Öyle iş mi olur? Rüyada içtiğin çay sana zarar vermez. Akıllı ol!” dedi. Bir türlü anamı inandıramadım. Bu rahatsızlık bende epey devam etti bir müddet sonra rahatladım...
         BURNUN KIVIRMIŞIM:
        1973 yılında elektronik kitaplar okuyarak kendi kendime radyo tamirciliğine başladım. Kısa zamanda radyoculuğu öğrendim. Gündüz yaptıklarım gece rüyama girerdi. Rüyamda bir radyonun anahtarı bozulmuş yenisini taktım. Anahtar diye hanımın burnun tutmuşum burnun kıvırıyormuşum. Hanım “Sen ne yapıyorsun?” diye yüksek bir sesle beni uyardı.“Radyoyu açmaya çalışıyorum dur” Dedim. “Burnumu kıvırıyorsun dedi.” Uyandım ilk radyocululuğumda böyle bir anı yaşadım…
         ÇIRAK DURDUM:
        İskenderun çarşısında şiir satıyordum. Bir marangoz ustası “Şiir satmayı bırak, haftalığına iki buçuk lira vereyim yanımda çalış.” dedi. Ustanın teklifini kabul edip işe başladım. İş yeri denize yakındı. “Yatacak yeriniz yoksa şurada küçük tahta kulübemiz var. Burada yatarsın.” dediğinde sevindim. Yatağım filan yoktu. Bir savanın arasında yatardım. Eski elbiselerim yastığımdı. Bir hafta kadar marangoz da çalıştım. Çalışmaktan yorulmuş olmalıyım ki gece beni Kulübeyle götürüp, denizin kenarına koymuşlar. Uykumun arasında bazı sesler duyuyordum, uyandım ki dalga kulübeye vuruyormuş. Üstüm ıslanmış. Gece saat üçtü. Kalktım. Her şeyim ıslanmış dışarıya çıktım. Dışarıda sabahladım. Korkumdan ustanın yanına gidip paramı da almadım. Oradan kaçtım. Gaziantep’e gidecektim. Yol param yok. Bir otobüse bindim. Biraz gidince muavin para istedi. “Yok!” dedim. “Paran yokta niye bindin?” diye bana kızdı. Şoför görmüş, muavini yanına çağırdı ve kızdı. “Parası yoksa beleş gitsin.” dedi.
         Antep’e indiğimizde şoför beni yanına çağırdı. “Nerelisin yiğit?” dedi. “Maraşlıyım.” dedim. “Harçlığın filan var mı?” diye sordu, Seslenmedim. Nere gideceğimi sordu. Maraş’a dedim. Yemek paramı da verdi. “Git karnını doyur gel. Seni Maraş’a göndereyim.” dedi. Karnımı doyurup geldim. Şoför, tanıdığı bir şoföre “Bu yiğidin parası yokmuş. Ben İskenderun’dan getirdim. Sen de Maraş’a götür.” dedi. Şoför olur götüreyim dedi. Kendi kendime “Demek ki dünyada merhametli insanlar tükenmemiş. Allah böyle insanlardan razı olsun. Böyle insanları daima var etsin.”dedim...
        DONUYORDUK:
       Yıl 1967, 28 Şubat mevsim kış. Her taraf kar Maraş’tan pazarcığa geldik beş arkadaş, Pazarcık’tan bir cip kiraladık Bozlar köyüne gelebildik. Bozlarda kırk santim kar vardı. Şoför devam etti. Fıstık ağacına kadar zor geldik. Cipi bin bir rezillikle geri çevirdik. Beş arkadaş karda kışta yayan yürüyerek tuttuk Cerit yolunu. Beş yüz metre kadar ilerledik. Önümüzde bir anne üç kızı ile beraber, yürüyorlardı. Onlar bizden önce gelmişler kızlardan büyüğü öğretmenmiş.
       Onları tanımıyorduk. Hayırdır yolculuk nereye dedik Cerit’e dediler. Kar yağıyor tipi fırtına esiyor siz bu günde nasıl yola çıktınız donarsınız dedik. Beraber geldiğimiz arkadaşlar ayrıldılar. Arkadaşlar bu bayanlar ne olacak dediğimde “bize ne bizimle mi geldiler. Biz kendimizi kurtarırsak yeter deyip yürüdüler.” Ben yalnız bırakamazdım. Çünkü ortalık felaket beraber gidelim ölürsek de beraber ölelim dedim. Yüz metre İleride iki avcıyla
        Karşılaştık onlara da durumu anlattım biz öleceğiz yardım edin dediğimde “biz çok yorgunuz sizi bekleyemeyiz deyip avcılarda gittiler.” Kar kalınlığı bir metreyi geçiyordu. İlerledikçe kar daha da çoğalıyordu. Küçük kız yorulmuştu. Kızı hopuma aldım öğretmen ve annesi ayakkabıları ellerine alıp ayak yalın yürüyorlardı. Çünkü çok kötü kar yağıyordu karşımızdan fırtına esiyordu. Yürümeye halleri kalmamıştı. Ben olmasaydım donup öleceklerdi. Velhasıl beşimizde donup ölmeden ne hallerle aksuya yetiştik. Bayanları orada Derviş Ali emmiye, Bunlar sizin misafiriniz dedim. Yarın bir katır kiralar gelirler dedim. Sabah kalktıklarında anne ve kızının ayaklarının altı su toplamış. Böylece hem kendi hayatımı hem dört kişinin hayatını kurtarmış oldum. Aksudan tek başıma yayan yürüyerek akşam namazı Ak dere’ye geldim. Bir eve misafir oldum aynı evde 2 arkadaş daha vardı. Sabah kalktığımızda 3 metre kar vardı hanifoğlunun dibine ce zor geldik oradan ulu dereye yönlendik. Ulu dereye geldik sular coşuyordu. Bazı yerlerde suyun kenarından bazı yerlerde suyu geçerek bir saatlik yolu 3 saatte Cerit’e geldik. Ogün benimle yolculuk eden bu gün dört arkadaşım vefat ettiler. Kendilerine Allah’tan rahmet diliyorum…
       ELEKTRİK ÜRETTİM:
      Bahar aylarında Biçmoluk’a göçerdik. Kabak Tepe’de taş duvarlı üzeri mertek ve çapkılı toprak örtülü bir evimiz vardı. Evin bir bölümünde sığırlarımız bir bölümünde ailemiz kalırdık. Tepede gece ve gündüz rüzgâr eksik olmaz. Babama “Eğer izin verirsen ben elektrik üreteceğim.” dediğimde “Ne elektriği lan. Nasıl yapacaksın.” dedi. “tamam, izin verdim hadi yap görelim dedi.” dedi. Bisiklet dinamosunun elektrik ürettiğini biliyordum. Dinamoya iki tane kanat taktım. Evin önündeki ardıç ağacına monte ettim. Çıkışına kablo bağlayıp içeri götürdüm. Ucuna 6 voltluk bisiklet ampulü taktım. Dinamo dönmeye başladığında ampul pırıl pırıl yanıyordu. Sevincimden hopluyordum. Böylece yaylaya göçtükçe geceleri evimizi dinamoyla aydınlattım. Bir kaç yıl dinamonun ışığında oturduk. Babamdan aferimler almıştım. Böylece gaz lambasının kokusundan kurtulduk babamı da masrafından kurtarmış oldum...

No comments:

Post a Comment