Bölüm (3)
ÇAY DÖKER MİSİNİZ?
Bir
arkadaşın evine birkaç misafir gelir. Sabahleyin kahvaltılarını yapıp sohbet
muhabbet derken yeniden Çay demlenir sofraya gelir. Herkes birer bardak
doldurur içer. Misafirin biri ev sahibine çay döker misiniz der. Ev sahibi
biraz komiktir hay, hay tabi ki dökerim deyip Demliği götürür bahçedeki ayva
ağacının dibine döker. Boş demliği getirir. Misafirler “hani çay” derler. “Şu
arkadaş dök dedi bende döktüm” der. Misafir ben bardağa dök demiştim deyince ev
sahibi siz bana bardağa dök demediniz. Çay döker misiniz dediniz işte bende
götürüp döktüm der.
ÇARDAĞA
ATMIŞLAR:
Aksu mahallesinden lakabıyla anılan Tatar
Hocanın rahmetli dedesi çok âlim bir hoca ünvanını alır. Dedesi cinleri emrine
alır her dediğini yaptırırmış. Hoca bir gün yine cinleri emrine almaya
çalışırken cinler hocayı götürür Keziban Hatun camisinin dışarıda bulunan
çardağın altına atarlar. Kimsenin haberi yok orada 24 saat yatar. Cami
cemaatlerinden biri rastlar, çardağın altında bir adam uyuyor onu uyarır.
“Kimsiniz burada ne işiniz var?” dediğinde hiç pot kırmadan “uykum gelmişti
yatıp uyumuşum” der. Cinler beni buraya attı dememiştir.
DEVEDEN RAHATSIZIZ:
İnsanlar
eskiden sürülerini otlatmak için yaylalara göçerdi. Kavak yaylasında iriyarı
öfkeli bir amca vardır. Sülale adı donkız Cüceler oymağının sürülerini yakın
çevresine koymazmış. Cücelerden bir komşu bir komşusuyla karşılaşır.
Birbirlerine hal hatır sorarlar.“İyiyiz rahatız fakat deveden rahatsızız.” der.
Komşusu “Elinize bir değnek alın iyi bir dövün, Kovalayın gitsin.” der. Diğer
komşu “Yok yok o deve değil. Kavak’ta
oturan deve gibi biri var.” der böylece adamın lakabı deve kalır. Diğer komşu
iri yarı olan o adamla karşılaşır. Falan komşu sana deve gibi adam diyor der.
Kendisine deve diyen komşusuna “Çomuluğuna da bakmaz bana lakap mı takmış.”
der. İri adamın lakabı Deve kalır deve diyen komşunun lakabı da çomu olarak
kalır. Böylece iki kişi bir birlerinin lakabını pekiştirirler.
DİRSEK
KESKENİR:
1959 larda Küçükcerit ile Çağlayancerit’in
yayla yüzünden araları açılır. Küçükcerit’li Çağlayancerit’linin sığırını,
davarını yaylada otlattırmaz. Bunun üzerine köylüler arasında kavga çıkar.
Silahını kuşanan dağa çıkar. Karşılıklı birbirlerini korkutmak için ateş
ederler Bir ceritlinin eline küçükceritli biri egeçer Küçükcerit’liyi döverler.
Bu olayı duyan Küçükcerit’li bir teyze çok korkar. “Oğlum Halil kaç beşiği de
al da kağnı yoluna aşağı kaç.” der. Bu kavga çok sürmez. Köylülerin ileri
gelenleri bir araya gelerek işi tatlıya bağlayıp barışırlar.
Çağlayancerit’lininbiri Hamza emmiyi, kızdırmak için. “Hamza emmi
Küçükcerit’liler bizimkilerden birini dövmüş.” der. Hamza emmi öfkelenerek
Küçükcerit köyüne uzaktan uzağa dirsek keskenerek “bakın lan aklınızı başına
alın beni oraya getirmeyin ha!” der.
DOKTORA GİTMİŞ:
Cerit’li bir amca
rahatsızlanır doktora gider. Şehirde kimseyi tanımaz. Birilerine sorar. “Doktor
nerede?” der. Adam “Hangi doktor?” der. “Fark etmez hangisi olursa olsun.
Hastayım işte.” der. Adam“Daha karşıda levhası gözüküyor. Git.” der. Amcamız
levhayı takip edip doktoru bulur ve Doktora ben hastayım.” Der. Doktor “nereniz
ağrıyor der.” “İçerim ağrıyor.” der. Vardığı doktor cilt doktoruymuş. “Senin
hastalığından ben anlamam. İç hastalıklar doktoruna git.” der. Yine çarşıya
çıkar, doktor arar. Birilerine sorar. “Hastalığımı bilen bir doktora
gideceğim.” deyince adam “Nereniz ağrıyor?” der. Karnını göstererek “Aha
şuram.” der. Bir doktor tarifi daha alır gider. Doktorun kapısını çalar. Odacı
içeri alır. “Doktor beni muayene et.” der. Odacı “Ben doktor değilim. Doktor
birazdan gelir bekle.” der. Doktor gelir. “Buyur amca neyiniz var, neren
ağrıyor?” der. Amcamız “Sen bilmiyon da bana mı soruyorsun. Hastayım işte.” der
karnını gösterir. Doktor kulakcağını takar. Kalbini dinler, sırtını dinler,
nabzını ölçer, reçetesin yazar eline uzatır. Reçeteyi alıp giderken Doktor
“Amca ücretimi ödemediniz.” der.“Ne ücreti oğlum sen bana ne yaptın ki. Koluma
bir şey takıp kolumu şişirdin. Sağımı solumu yumrukladın. Sırtıma vurdun bunun
için mi sana para vereceğim.” der ve çıkar gider.
EKMEĞİ ELİNDEN ALIRLAR:
Komik Adam
sabahleyin kalkar. Hanımı “Bey! Ekmek alıp gel de kahvaltımızı yapak.” der.
Adam ekmek almak için bakkala gider. Bakkaldan iki ekmek alır. Eve dönerken önüne
iki tane adam çıkar. “Nerden geliyorsun?” derler. Adam “Ekmek aldım, eve
gidiyorum. Buyurun eve gidelim, kahvaltı yapalım.” der. Adamlar adamın elinden
ekmekleri alırlar, ensesine birer tokat atarlar ve “Yürü git!” derler. Adam
seslenmez. Birkaç adım atar, geri döner. Adamlar ekmekleri ellerine alarak gâh
güdü güdü diye güdületirler.Yani adamı it ederler.Senin bize yaptıklarından
haberin var mı? İşte hayfımızı aldık derler. Adam sessizce eve varır. Hanım
“Hani ekmek?” der. Adam “Ekmekleri elimden aldılar. Yufka ekmek sula da
kahvaltımızı yapalım.” der. Hanım beyine “Ekmeği niye elinden alırlar? Sen
zamanında onlara ne yaptın ki onlar da şimdi ekmeği elinden aldılar?” der.
ENGİZEK’TE BİR KEÇELİ:
Cerit’tli bir
esnaf. Buğday, arpa, nohut satar. Bir gün dükkâna keçeli bir müşteri gelir.
Param yok bana iki ton buğday ver borca yaz der. Keçeliye “adın ne demez?”
adam. “Engizek’liyim” der.Keçeli buğdayı alır merkeplerine yükler gider.Esnaf
adamın ismini soy ismini bilmez. Deftere Engizek’te bir keçeli yazar. Alacak
zamanı geldiğinde keçeli getirip borcunu vermez. Cuma günü sokaklarda keçeli
arar. Gördüğü keçeliye bana borcunuz vardı borcunuzu verin der.Kimse borcu
üstlenmez. Keçeli’nin ismi yıllarca defterinde kalır. Bir gün defteri önüne alır,
borç listesinden Engizek’te bir keçeli ismini bulur. “Meram Engizek’te böyle
bir keçeli yokmuş, defterimde ne işin var.” deyip öfkeyle keçelinin üzerini
kalınca çizikle çizer.
EŞŞEKLİK YAPIYORUM:
Bir amcamız
ilkbaharda yaz evine göçer. Sözüm ona bir de merkebi varmış. Evinin bir
kenarına merkebine yatacak bir yer yaparken akrabalarından bir bayan gelir “Ede
eline sağlık ne yapıyorsun?” deyince “Ne yapayım bacı eşeklik yapıyorum.” der.
Kadın “Hele bir daha de.” deyince “Eşeklik yapıyorum eşeklik.” Der. Ede “Sen
iyi bir insansın. Eşeklik sana yakışır mı?” der. “Bacı sen yanlış anladın.
Üşümesin diye eşeğe yer yapıyorum yer.” der. Bacısı ha! öyle de sene der.
---------------------------