Bölüm (4)
EKMEK TAŞIN ALTINDA:
Mehmet Aygörmez
lakabına Daşo derler. Bu mukallit insan her gün dağda davar otlatırmış. Sözüm
ona evinde bir de köpeği varmış. Köpek davara gitmezmiş. Bir gün köpeği zorla
davara götürür. Vakit öğle zamanıdır. Daşo amcamız acıkır. Bir meşe gölgesinin
altında azığını yer. Köpek karşısına geçip oturmuş ekmek bekler. Daşo amca bir
parça ekmek alır köpeğin önüne atar, üzerine irice bir taş koyar. Köpek
tırnaklarıyla ekmeği taşın altından çıkartmaya çalışır. Daşo “(…diğim) bak işte
bir ekmek bir taşın altında çıkartta ye sene.” der.
EZAN OKUYUP KAÇMIŞ:
Çağlayancerit’li Komik mi komik bir vatandaş. Çarşıdan eve giderken,
akşam ezanı okunmak üzereymiş. Acele garaj camisine girer. Ezanı okur, Camiden
çıkar bir akrabasının evine varır. Akrabası “Az önce ezan okuyan sen değil
miydin?” der. “Evet” der. “Neden namazı kılmadın. Senin müezzinlik yapman
gerekiyordu.” der. “Akrabam ben ezanı
okuyup geldim. Camide bir sürü müezzinlik yapacak insan var.” Onlar yapsın
der.
FARKINDA DEĞİLMİŞ:
Adam bir gece odasında uyurken cürüt
denen bir böcek durmadan ötüyormuş. Cürütten rahatsız olur bir türlü uyuyamaz.
Genelde sol tarafına uyurmuş. Başını kaldırıp sağ yanına dönüp yatar. Cürüt
sesini keser. “Adam hanıma hele şükür cürüt sesini kesti der.” Hanım, “Ne
Kesmesi ötüyor.” der. “Yastıktan başını kaldırır gerçekten ötüyor. O zaman
anlar ki sol kulak ağır işitiyormuş da farkında değilmiş. Böylece sol kulağının
duymadığını öğrenmiş olur.
FİRAR ETMİŞLER:
İnce Osman
İle Kör Hasan Hacı İhtiyatlık askerlikleri gelmiş askere giderler. Birlikleri
Kahramanmaraş piyade alayıdır. Bir ay sonra askerden firar edip köye gelirler.
Anneleri ve babaları “Niye geldiniz?” deyince “Sizleri göresimiz geldi.
Dayanamadık, geldik.” derler. Babaları “Çabuk gidin birliğinize teslim olun.
Yoksa sizi karakola şikâyet ederiz. Elinizi kolunuzu bağlayıp götürürler.”
deyince korkarlar. İki gün sonra birliklerine teslim olurlar. Komutanları
“Neredeydiniz?” diye sorar. “Komutanım! Ailemize gittik.” derler. Temmuz ayının
sıcak günleridir. Komutan bunları cezalandırmak için alayda bir elektrik
direğine sırt sırta bağlar. 8 saat direkte bağlı kalırlar. Fakat ikisi de kan
tere batmış acıkmışlar. Birde direkte karıncalar bunları dalamış. Komutan
yanlarına gelir. Hacı ile Osman
terlemişler, suları akıyor ikisinide karıncalar dalamış. Komutan “Ne güzel sırt
sırta vermişsiniz. Size kimsenin gücü yetmez artık.” der. “Komutanım! Estağfur
tövbe olsun bir daha firar etmeyiz. Bizi bırak.” derler. Komutan “Peki! Bir
daha giderseniz sizi şu gördüğünüz kalın ağaca bağlarım. Ne haliniz varsa
görürsünüz.” der. Ve Hacı ile Osman’ı bırakır.
GİDEREK DİNLERİM:
Komşu köylerden
bir vatandaş radyosun tamir için cerit’e tamirciye getirir. Radyoyu tamir
ettirir, radyo tamir edilirken radyo güzel bir türkü söylemeye başlar. Vatandaş
“Usta kapat kapat giderken dinlerim.” der. usta “O türkü şimdi biter radyoda
kalmaz.” der.Tamir parasını öder yola çıkar. Yolda radyoyu açar. Radyo başka
şeyler çalar. Kendi kendine “Usta yaptığını beğendin mi?” der. “Radyoyu acele
kapatmadı türkü bitmiş.” der. Aradan zaman geçer. Usta adam ile
karşılaşır.“Ustam o gün radyonun söylediği türküyü dinleyemedim.” der. Usta
“Ben sana söylemiştim. Radyo programları geçicidir fakat bana inanmadınız” der.
GOÇO’YU DÖVERLER:
Köyde Goço isimli biri Muhtar ve azalar
aleyhine laf konuşurmuş. Muhtar bekçilerini gönderir. Adamı alır muhtarın
odasına Getirirler. Muhtar ve azalar dövmek için karar alırlar. Adam gelir önce
bir selam verir selamını alırlar. Daha oturmadan, Muhtar sen Aleyhimizde laf
edermişsin işimize karışırmışsın deyince, Goço evet sende dürüst iş kes der. O
anda muhtar sopayı çeker Goço’ya bir tane vurur ikinciyi vuramaz. Adam muhtarın
elinden sopayı kaptığı gibi üç azayı ve muhtarı kibarca döver. Dışarıda bekleyen
bekçiler gürültüyü duyunca odaya girerler.Birer ikişerde bekçilere vurur. Altı
kişi bir olup ellerini Ayaklarını bağlamaya çalışırlar güç bela bağlayıp öyle
döverler. Dişlerini kırarlar. O haliyle bir kaçını tekmeler.
Adamı
bırakırlar yarın olsunda sizinle görüşürüz deyip evine gider. Bir gün sonra
Kahramanmaraş’a gider. Bunları mahkemeye verir. Birkaç gün sonra hepsi bir
arabayla mahkemeye giderler. Adam kimseye küsmemiş. Muhtara derki Goço muhtarı
hapise attırmış desinler Allah o gün canımı alsın der. Muhtar güler yürü sen
işine der. Birkaç mahkeme sonrası hâkim muhtara 40 gün hapis cezası verir.
Cezayı az bulan Goço Elini kaldırır konuşabilir miyim deyince hâkim buyur konuş
der. Hepsi bir olup beni dövdüler. Dişlerimi kırdılar, muhtara verdiğiniz ceza
az oldu deyince, Hâkim, Sende bunları dövmüşsün deyip Muhtarın suçunu paraya
çevirir. Hâkim davanız berat der. Hepsi bir dışarı çıkarlar. Adam ya! Muhtar
ben niye yanlış yaptım. Keşke dilim bağlansa da demeseydim sen kırk gün
yatsaydın yüreğim soğardı der. Muhtar geçti borun pazarı hemşerim der.
GÖZÜME BAK HELE:
Ali ile Osman
İki akraba yaylaya aldıkları kengeri getirmeye giderler. Kengeri döverler,
harallara basarlar. Katır bendeğe çekilir. İkisi, bir haralın birini yüklerler.
Diğer tarafı yüklemek için biri yüke Dayak durur, Adam haralı tek başına zor da
olsa katırın sırtına kaldırır. Diğeri biraz zayıftır yüke dayak duramaz. Katır
yükü atar. Ali Osman’a kızar öfkeyle“Gözlerime bak hele.” deyince. Osman
“Bakıyorum bakıyorum öteden beri bozarıp geliyor.” der.
GÜN GÖSTERMEDİN:
Geçim
sıkıntısı, çocuk sıkıntısı derken karı koca bir gün kavga ederler. Mevsimlerden
kış hanım kocasına “Yazıklar olsun sana. Evlendik evleneli Bana gün
göstermedin.” der. Kocası “Ayıp oluyor hanım. Şimdi mevsim kış, güneş gözükmez.
Yaz gelsin de inşallah sana bol bol güneş gösteririm.” der.
--------------------------